30 Aralık 2016

Mutlu Olma Sanatında Neden Kişisel Gelişim Etkilidir?


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.   


 Çoğu zaman sanatın inceliklerini fark edemeyiz, ancak sanatın karşısında ruhumuz tatlı bir huzr hisseder, kendimizi sanatın akışına bırakırız, mutluluğun rüzgarları kalbimizi okşarken eksik olan bir şeyler hissederiz.Sonbaharda hazan yaprakları soluk bir tablo gibi düşlerimizde kalır, sanki ilkbahar bir daha gelmeyecektir.

Duyguların yönlendirilemediği bir dünya.Bahar güzeldir, ancak sonbahar da güzeldir en az bahar kadar.

Geçen yaz tatilinde yanıma okumak için birkaç kitap almıştım, gittiğim tatil köyünde ağaçların arasında ki hamakta uzanarak kitap okumak çok keyifliydi, bir yandan hafif hafif sallanıyor, bir yandan da kitap okuyordum, güzel bir sesle irkildim.

" Merhaba "

Kitabın sayfasını kıvırarak kapattım, başımı kaldırdım, eğitimlerime katılan biriydi.

" Sizi burada görmek ne güzel." dedi.

O ana kadar sandığım gibi mutlu olmadığımı onu görünce fark ettim.O günü neredeyse birlikte geçirdik, şemsiyenin altında uzun sohbetler ettik.Akşam barda birlikte beyaz şarap içerken mutsuz olduğunu anlatmaya çalıştı, nişanlısından ayrılmış, gözlerine bakarken gülümsedim.Hayatımda az rastladığım ilginç bir şey söyledi.Şöyle dedi.

" Nişanlımın kişisel gelişime ayak uyduramaması beni çok rahatsız etti, daha kendini bile tanımayan biriyle evlilik gibi bir hayatı sürdüremeyeceğimi düşünerek ayrılmaya karar verdim. "

Akşam barda dans edenler arasına katılmayı ikimizin de bakışlarının istemesine rağmen nedense dans etmedik.İyi de oldu.Ama birlikte dansın keyfi kadar güzel şeyler hissettik.

Mutlu olmak için kişisel gelişimin mantık ölçüleri mutluluğun sınırlarını belirler.Kişisel gelişim doğruyu bulmaktır, doğru karar vermektir.

Burada şunun iyice bilinmesi gerek; insanın kendisine bunu yapmaya hakkı yok.Çünkü yaşamın sizden beklentileri var, sorumlu olduğunuz insanların sizden beklentileri var.Yaşamda yalnız olmadığınızı unutmayın, siz sadece kendiniz için değil başkaları için mutlu olmak ve mutlu bir dünya kurmak zorundasınız, çünkü sizin mutsuzluğunuz yakın çevrenizin de mutsuz olması demektir.

Mutluluk sanatı kişisel gelişimle yaşanır.

Mutluluk Üniversitesi
Sayfa 125 - 126
Can Hikmet Değirmenci

- Alıntıdır -


Mutluluğa Aşık Olmak Mı?


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Mutluluk denince aklıma aşık olmak geliyor, neden diye soruyorum kendime, nedeni öyle açık ki gülümsüyorum.

Mutluluk aşk, aşk mutluluk ilişkisi öylesine birbiriyle sarmaş dolaş iki duygu ki birini diğerinden ayırmak çok zor.İkisi de birbiriyle iç içe yaşayan ve çok iyi anlaşan iki duygu, birinin yaşaması için mutlaka diğeri gerek.

Aşk insanın yaşadığı en güzel dünya, gelişim evresi, insana hayatı öğreten, düşünce dünyasını genişleten, her insanın içinde var olan ve mutlaka yaşaması gereken bir duygu.

Aşk üreme teorisinin önemli kuralı, üreme adına başlangıcın da kendisi, aşkın kokusunun olduğu her şey insanın mutlu olmasına yetiyor.

Mutluluk denince aklıma aşk geliyor çünkü aşık olduğun zaman mutluluğun ne demek olduğunu anladım, aşık olduğumda dünyanın en mutlu insanı olduğumu hissettim.Bence mutluluğun tanımı aşk olmalı, insanın aşktan daha mutlu olduğu başka bir anı var mı?

Aşkla birlikte beğeniler dünyası başlıyor.Gözler, saçlar, dudaklar esir alıyor insanı.Arzular fırtınalara döndükçe daha çok seviyor insan fırtınaları, dokunuşların sıcaklıklarında üşüyor insan.İnsana o kadar çok şey kazandırıyor, o kadar olumlu şeyler bırakıyor ki önce insan olduğunuzu hissediyorsunuz, daha sevecen, daha pozitif, insanlara yardım eden, insanları anlayan, seven, sevildiğimi hisseden, gelişim çabası içinde bir dünya, nezaketin, kibarlığın ne demek olduğunu anlayan, kişisel sorumluluğu fark eden, yaşamdan keyif alan, yaşamın kendisine sunulan tanrısal bir armağan olduğunu kalbinden hisseden, neden başarmak gereksiniminin bilincinde olan, sizi size en güzel şekilde anlatan başka bir duygu daha var mı?

Kimin aşka meyli yoksa kanatsız kuş gibidir vah ona.
- Mevlana
Ben aşkı yoğun yaşarım, aşkı aşk gibi yaşarım, aşka yakışır aşkı yaşamalarım.

Aşk yoğun yaşandığı için aşktır, aşık insan kanatlı kuş gibidir, göklere çıkar, ıssız ovalarda dolaşır, güneşle kucaklaşır.

Aşık olmayan aşkı yaşamayan var mı? Sanmıyorum, kenarından kıyısından dahi olsa aşkı hissetmiş olmalısınız, içinde hüzün olsa da -ki içinde hüzün ve ayrılık duygularının hüküm sürmediği aşk gerçek aşk değildir- dünyada tadına doyulmayan bir başka duygu var mı?
Acının ve sevginin sarmaş dolaş yaşandığı, acısıyla sevinciyle yaşanan, insanın ayaklarını yerden kesecek kadar güçlü ve kutsal bir duygu.İnsan kötü şeyler düşünmez oluyor.

Aşıklar birlikte olduğu zaman bile ayrılacaklarmış gibi ayrılığın acısını hissederler, çünkü aşkın içinde doyumsuz sevgi vardır, aşkın içinde öyle büyük hasret vardır ki el ele göz göze olduklarında bile sanki asırlardır görmemiş gibi birbirlerini özlerler, yemek yemezler ama sanki biraz önce yemiş gibidirler, birlikte düşünür, birlikte güler, birlikte ağlarlar, aynı duyguları birlikte yaşamaktan doyumsuz ve eşsiz keyif alırlar.

Her şeyin en üstünde aşk var.
- Aziz Paul

Aşk ve mutluluk içinde en çok anlam barındıran iki kelimedir.


Mutluluk Üniversitesi
Sayfa 118 - 119 - 120
Can Hikmet Değirmenci

- Alıntıdır -




23 Aralık 2016

The Happiest Day - Homework


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


I will get married one day like everyone else.My wedding will be very crowded.I will invite all my friends and relative.I will choose a special place for my wedding.The wedding hall will be the sea sight, and will be very big.I will wear a black suit at the wedding and my wife will wear a white wedding dress.That day will be our happiest day.I will choose the most beautiful songs for my wedding day.I will dance with my wife, but I won't forget my friends and relative.I will also spend time with them.After the wedding, I will go honeymoon with my wife.My phone will be off for a week.I will just spend time with my wife for a week.I will always love her throughout for the rest of my life, however I have to find someone to married before all.

18 Aralık 2016

Going to the Lake - English Conversation


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.

CATHY: ":Dad, what are we doing today?"
DAD: "Cathy, it's a surprise."
CATHY: "Is it a special occasion?"
DAD: "No, Just a short family trip."
CATHY: "Does Mom know?"
DAD: "If course.It was her idea."
CATHY: "Where is Mom?"
DAD: "She is at the store getting things for our trip."
CATHY: "I'm so curious.Can you please tell me?"
DAD: "No.You have to be patient."
CATHY: "Ok.Can I help you with anything?"
DAD: "Sure.Why don't you pack your swimsuit and life jacket?"
CATHY: "I know what we're doing!"
DAD: "You do?"
CATHY: "Yes.We're going to the lake!"
DAD: "How did you know?"
CATHY: "You asked me to pack a swimsuit and a life jacket.Alseo, you are pulling out the canoe from the garage."
DAD: "It looks like I can't keep a secret."

Picnic by the Lake - English Conversation


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.


JOE: "Hi mike.What are you doing today?"
MIKE: "Hi Joe.My family and I are going to the lake.We're going to have a picnic."
JOE: "That's sounds like fun."
MIKE: "Do you want to join us?"
JOE: "May I? I would love to join."
MIKE: "Sure.We are leaving at 10:30."
JOE: "Ok.Let me ask my parents.What should I bring?"
MIKE: "You should pack swim trunks and a life jacket."
JOE: "Ok.How about food?"
MIKE: "My parents are going to pack some food.There will be plenty for you too."
JOE: "Thanks.I'll be back as soon as possible."
MIKE: "Try to come back before 10:30."
JOE: "I will.If I can't go, I will call you."
MIKE: "I hope you can come with us."
JOE: "Me too.I have no plans today."
MIKE: "See you soon."
JOE: "I hope so!"

Afternoon Picnic - English Conversation


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.

CATHY: "Mom, can we have a picnic this afternoon?"
Mom : "Sure, Cathy.Where should we have it?"
CATHY: "How about the lake?"
Mom: "That's a great idea."
CATHY: "What should we pack for lunch?"
Mom: "I can make ham sandwiches and potato salad."
CATHY: "Yummy.I love ham sandwiches and potato salad."
Mom: "Tell your sisters about the picnic."
CATHY: "Ok.I think it is going to get hot later today."
Mom: "That's good.It will be a good day for a swim in the lake."
CATHY: "I'll tell Cindy and Alison to wear their swimsuits."
Mom: " Don't fotget to pack your life jackets too."
CATHY: "Ok.Will Andy be joining us?"
Mom: "Of course, your brother will be joining us.Where is he?"
CATHY: "He's taking a nap on the couch."
Mom: "Let's wake him up."
CATHY: "You can wake him up.I'll get my sisters."
Mom: "Andy, wake up.We're going to the lake."

13 Aralık 2016

Anlık Mutluluklar


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Hiç birine bakmak istemeyip gözlerinizi ondan alamadığınız oldu mu? Araya mesafe koymaya çalışıyorsun da anlık göz göz gelmenin ardından içinde fırtınalar kopmasına sebep oluyor.Aslında biliyorsun, senin için ağaçtaki yasak elma ama cazibesi karşısında eriyorsun.Arada kalmak çok zor.Aklın " yapma " derken, hislerine engel olamıyorsun.

Bir iki kelime dışında hiç konuşmadık.Karakterini tanıma fırsatım olmadı.Neden bana baktığını soramadım.Neden onu izlediğimi hala tam olarak bilmiyorum.Dış görünüşünü beğenmeme rağmen sırf bu yüzden beni çekiyor da diyemem.Yalnız göz göze geldiğimiz anlarda donup kalmasına bayılıyorum.Başkasının göremediğini sizin gördüğünüz anlar olur bazen ve hemen ardından yüzünüze istemsiz bir tebessüm oturur.Bu küçük çaplı ama bir anlamı olmayan mutluluklar alışkanlık haline geldi.Orada olmadığı zaman  istemsiz insanın gözleri onu arıyor.Belki de gülümsediğinde ki masumiyeti hoşuma gidiyor olabilir.Tabi birde ona güzelliği de ekleniyor.

İlk günlerde beni bu duruma sokacağını bildiğim için gıcıklık yapıp ona ters gitmek istesem de zamanla karşısında sessizleştim.Bir sonuca varamayacağımızı biliyorum.Belki ileride konuşup onu daha yakından tanıma fırsatı yakalayabilirim.Şuan için gizemli çekiciliğine yapacak pek bir şeyim yok.Hanfendiyi de deşifre etmek istemediğimden onu daha iyi kafanızda canlandırmanızı sağlayacak özelliklerini yazmadım.Haliyle mekanı da yazıp ince detaya giremezdim.Neden olumsuz düşündüğümü soracak olursanız da, sormayın efendim.Sonra kız hakkında kötü düşüneceksiniz.

Sizinde böyle hissettiğiniz birileri olmuştur.Olmayacağını bildiğin ama yinede seni kendine çeken hisler.

Eğer bir gelişme olursa ileride yazarım.

12 Aralık 2016

Yarın Çok Geç Olmadan


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Mutluluk, mutlu olmak, sevmek, sevilmek veya birine sırılsıklam aşık olmak.Farkında olmasak da temel ihtiyaçlarımıza nasıl gereksinim duyuyorsak, aynı şekilde bu duygularında ruhumuzu canlı tutması için ihtiyaç duyarız.Tanrı topraktan Adem'i yarattıktan sonra yanına Havva'yı verdi.İnsanlığın yaradılışından bu yana çok uzun bir zaman geçse de her insanoğlu kaderindeki Adem'i veya Havva'yı hep arıyor.Hayatını geçireceği, doğru kişiyi bulana kadar.

Yalnızlık sadece Allah'a mahsus.İnsan yalnız yaşaması için tasarlanmadı.Binlerce çeşit hayvanın bile eşi varken insan gibi zeki bir varlığın yalnızlığı seçmesi tamamen kendi bireysel salaklığını göstermektedir.Bazıları vardır ya hani ortamda '' Ben evlenmeyi düşünmüyorum.'' derler.Geri zekalı düşüne bilsen böyle bir şey söylemezsin zaten.

Ergenliğin rahatlığı, öz güveniyle zamanında bende söyledim.Lakin yaşınız biraz ilerleyince ve alt kısımla düşünmeyi bırakıp beyninizi kullanmaya başladığınızda anlıyorsunuz ki bu hayatın çilesi yalnız başına çekilmez.Tek başına bir yere kadar dayana bilirsin.Sonra arayışlar başlar.Mutlu olmak, sevdiğini kollarının arasına alıp huzur bulmak istersin.

Gözü yükseklerde olmayan biri genelde kendine göre birini bulmak ister.Aynı dili konuşmak önemlidir.Sofi bir erkekle Hıristiyan bir kızın ilişkisi ortada devasa bir aşk yoksa pek uzun sürmeyecektir.Boşuna " Davul bile dengi dengine. " dememişler.Anlaşamadığın biri ne kadar güzel olursa olsun bir süre sonra yorar.Hayatı çekilmez hale getirir.Günümüz boşanmalarının artmasının sebebi bir birilerini yanlış tanımalarından kaynaklanıyor.Henüz evli değilken tercihinizi de gözden geçirmeniz sizin yararınıza olur.En azından " Ben bu adamla veya bu kızla bir ömür geçiririm, çokta mutlu olurum. " demelisiniz.

Eğer gerçekten birbirinizden hoşlanıyor ve duygularınızdan eminseniz bir şeyler yaşamak için birlikte adım atın.Sadece biri tarafından sevilip, mutlu olmak için yapıyorsanız bu karakterinizde ciddi problemler olduğunu gösterir.Muhtemelen ilgi manyağı, yalnız kalamayan, egoist, karaktersiz birisiniz.Karşınızdaki de sizin gibi bir insan evladı ve sizin gözlerinizin içine bakıyor, ona birazcık sevginizden vermeniz için.Bu karşınızdaki kişide olabilir.Size ilgisiz davranıyor olabilir.Böyle insanların enpati yeteneği olmadığından sizi anlamaları çok zor olacaktır.Karşılıklı duyguların sağlanmadığını düşündüğünüz ilişkilerinizde, kendinize " Ben bu ilişkiyi bir ömür sürdürebilir miyim? " sorusunu sormanızda fayda var.Aradığınız doğru kişi belkide hala sizi bekliyor olabilir.

Güneş hala doğuyorken, mutlu olmak, sevmek, sevilmek için yarın çok geç olmadan size gerçekten değer verenleri tekrar bir gözden geçirin.İnsanı en iyi anlayan kendine yakın hissettikleridir.Kendine yakın hissettiğin insanlarla aynı düşünce yapısını paylaşırsın.Aynı düşünceleri paylaştığın kafa dengi insanla da çok keyifli bir hayat geçirirsin.Sonuçta sen siyah derken gelip beyaz demeyecek.Tabi Beşiktaşlıysanız işler değişebilir.



9 Aralık 2016

Bad Dog


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.   


  When I was child I went to village for a holiday.I was 8 or 9 years old.One day, My grandfather gave me bread to feed the dog.I took bread and I went to back yard.When I went to near the dog I realized.He forgot connecting dog chain.It saw me and It got up.I scared.I started running but It didn't leave my behind.It was faster than me.I screamed for help.Nobody heard me.Finally, It bit my ass.When I threw the bread, it left me.It went to eat bread.

8 Aralık 2016

Gelecekten Replik


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.

-  Sanki daha önce bir yerde görmüştüm sizi!
+ Aynı dünyadan dünyadan hatırlıyor olabilir misin?
-  oh Madam, kalp atışlarınızdan hatırladım sizi!
+ Hatrınız bir hayli derinlere işlemiş olmalı...
- Tabi, 10 saniyeliğine aynı dünya benim olmuştu ve bilirsiniz b/aşka bakardım ela gözlerinize!
+ Peki ya şimdi, ben hala aynı adama mı bakıyorum.
- Size şöyle anlatayım Madam, tüm yıldızlar düşerken denize ve toprağa... Ve rüzgar, kızgın seslerle devam ederken mutluluğu getirse de burnuma, çıksam da gökyüzüne, yerdeki yansımam düşürür yine beni bıraktığınız yere.Bir hüzün demeti aklınızı doldursa da hatırlayacaksınız söyleneni... Dünyanın görüp geçirdiği tüm iyi adamlarca söyleneni...

Göreceğiniz bir başka adamdır! Senin ve benim gibi görünen geçmiş gibi hissetmeyen.

15.08.2014 / 00:05

Yalnız Hissetmek


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz. 


   Hiç yalnız hissettiğiniz oldu mu? Demek istediğim ailenize, arkadaşlarınıza hatta sevgiliniz olmasına rağmen yalnız hissettiniz mi? Tıpkı bu gece gibi... Sorunun bizden kaynaklı olduğunu düşünmüyorum.Akli dengemiz yerinde, delirmedik.Sadece hayatımız istediğimiz gibi gitmiyor ve bazı geceler boşluğa düşüyoruz.

Bir tarafta çalan slow şarkılarınız, diğer tarafta düşünceleriniz.Masanın üzerinde geçen ay hevesle aldığınız kitabınız ve soğumuş yarım fincan kahveniz... Sanki bir şeyleri tamamlamakta zorlanıyoruz.Çok mu yoğunuz? Yoksa çok fazla mı düşünüyoruz? Kitap okumamı bekliyor, kahve artık içimi ısıtamayacak.Sanırım onlar bu gece yine birlikte sabahlayacaklar.Güzel bir kitabın yanına sert bir kahve yakışırdı zaten.

Bizim ise en yumuşağından sarılacak extra bir yastığımız var.Çok gece eşlik etti bize öyle değil mi? Hakkını yemeyelim hiç konuşmadığı halde çok iyi dinliyor.Ben en son ne zaman ağladığımı hatırlamıyorum.En azından 5 yılı aşmıştır.Göz yaşlarının sel olduğu bir gece yarısı yastıktan daha iyi gelecek bir şey yoktur.Özellikle kız arkadaşlarımdan duyduğum bu şekilde.Kova kova ağlayan erkek arkadaşlarımda oldu.Onlar genelde ağlayacak bir omuz aradılar.Bazıları acısını tek başına kaldıramayacağından dayanacak bir omuz arar.Bazıları ise göz yaşlarını kimse görmesin diye yastığa gömülürler.Sessiz sedasız tüm acısını, yastığı sıka sıka akıtırlar.

Gecelerimiz farklı, gecelerimiz uzun... Günün koşuşturmacası bitip  odaya çekildiğimizde hemen uyumak istemeyiz genelde.Bazı gecelere birkaç bira eşliğinde devam ederiz.Kimi gece sevgilimizle mesajlaşırken uykuya yenik düşeriz.Kanaatimce en güzel uykuya geçiş şekli.Ne kadar karşı tarafta mesaj bekleyen biri olsada.Uyuduğun da büyük ihtimal ile sevdiğini görüyorsun.Yani eskiden görürdüm.Artık o kadar şanslı değilim.Şimdilerde şarkılarla uyumaya çalışıyoruz.Annesinin söylediği Nenni ile uyuyan bebek gibi.

Böyle gecelere alıştık aslında.Sık sık yaşadığımızdan sıradanlaştı.Ben çözümü erken yatarak ve slow şarkıları açmayarak buldum." Benim biyolojik saatim bozuk, öyle erken uyuyamıyorum. " diyorsanız gidin eczaneden 25 mg Tofranil alın.Sakinleştirir uykunuzu getirir.Gençsiniz bir zararı dokunmaz.Daha kaç gece bu boşlukta yaşayacaksın? Arada durgunlaştığımız zamanlar oluyor bu gece gibi.Lakin her gece bu moda girmek kendine zarar.Şunu diyebilirim ki; sen kafayı yercesine onu düşünsen de, özlesende, çözüm yolu arasanda bazen olmayınca olmuyor.Sonra kendini boşluğa düşmüş gibi yapayalnız hissediyorsun.

Birazda kendini düşünmenin vakti gelmedi mi? 

7 Aralık 2016

İncir Çekirdeği


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.


Hoşlandığınız birine " Aşkım " der miydiniz? Sevmiyorsun sonuçta alışma süreci, flörtünüz gibi düşünün.Peki daha sevip sevmediğinizden emin değilsiniz hatta net olarak sevmiyorsunuz çıkar mıydınız sadece hoşlandığınız kişiyle? Son olarak şunun düşünün, son zamanlarda hoşlandığınız kişiyi 6 yıldır tanıyor ve ilk başlarda kısa bir birlikteliğiniz oldu.Sonrasında yıllarca arkadaş olarak devam ettiniz.Şimdi ise size şans verdiğini hatta yakın olmaya çalıştığını söylüyor.

Kendini zorlayarak beni sevecek.Sevgi bu kadar basit mi? Bu spor değil ki.Bugün 3 km koştum yarın 5 km koşacağım diyerek kendine hedef koyacaksın.Söylemeden önce biraz olsun düşünmeli, yapmadan önce ne yapacağını bilmelisin.Bir insanı kırmak, güldürmek gibi bir şey değil.

Arkadaşlığımız sevgili olmanın eşiğindeydi çoğu zaman.Durdururduk birbirimizi.Sonunda mutlu son dedim.Tamamen güvendiğim, yanımda olmasından mutlu olduğum, bir zamanlar beni sevmiş, bana hep iyi davranmış, yanımda olmaya çalışmış, yeri geldiğinde güldürmek için saatlerce uğraşmış, eksikliğini her gittiğinde hissettiğim ve sonunda içimde güzel duygular beslediğim sevgilim.

- Sen incir çekirdeği kadar sevginle hoşlanıyorum derken ben 9 günde içimde incir ağacı yetiştirdim.Haklısın senden benim gibi sevmeni bekleyemem.Ağır gelir bünyene.

Ne İstediğinize Dikkat Edin


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.

   

  Mazoşist biri değilim.Kesinlikle kendime acı çektirmekten zevk almıyorum.Çok önceden " Keşke biri benden ayrılsa da acı çeksem. " demiştim.Ayrıldığım kişinin üzüntüsünü gördükten sonra  çocuksu bir düşünceyle cezalandırmak istemiştim kendimi.Birine acı çektirmeye hakkım yok diye düşünürdüm.Genelde ilişkiler mutlu son ile bitmez 18'li yaşlarda.Küçücük çatlakları abartıp büyüttüğümüz için oluk oluk su akmasını sağlarız.Nihayetinde de akar suya dönüşür önünü kesemeyiz.Bu yüzden her kurtaramadığım aşka zaman kaybı olarak bakardım.Bitmeyecekmiş gibi sever, gelecekte en mutlu biz olacağız diye inandırırdım kendimi.

Bu akşam konuşulanların burukluğu var hala üzerimde.Belkide Tanrısal bir mesaj olmalı diyorum.Sonuçta bir zamanlar cezalandırmak istemiştim kendimi ve oda en zayıf olduğum anımı bekledi.Yinede çok inandırıcı gelmiyor bir taraftan.Bu kafayla düşünen, hareket eden biri değilim." Herkes ektiğini biçer. " hadi ya ben sevgimi ektiğim çok zaman oldu da hasat zamanı elim boş döndüm.Ne yani kader doğru kişiyi karşımıza çıkarmadan önce biraz sürünmemizi mi istiyor? Tamamen saçmalık!

İlerisini göremediğim biriyle de devam edemezdim.İki taraf içinde sınırları zorlayan bir ilişki olurdu.Neredeyse bütün ilişkilerimi ben sonlandırmış olabilirim.Bu sevmediğim veya sadece bir amaç için çıktığım anlamına gelmiyor.Keşke sorunun bende olduğunu düşünüp onlar ayrılsaydı.Bende yanlışlarımı görür, " Bana katlanamadı ve haklı olarak ayrıldı. " derdim.

Uzun süre önce geçmişle yaşamayı bıraktım.Gerçekten tam bir çıkmaz sokak.Geçmişindeki keşkeler yüzünden şu anki yaşadığın anı kaçırıyor ve geleceğini yaşayamıyorsun.Eğer varsa geçmişte takılı kaldığınız birileri lütfen kendi iyiliğiniz için onu geçmişte bırakın.Çünkü sürekli kafanızı karıştıracak ve doğru düşünemeyeceksiniz.

Kendime acı çektirmek istediysem de doğru düşünceler ile söylenen bir şey değildi tabiki.Şimdilerde sevmek isterken acı çekiyor ve nerede yanlış yaptığımı düşünmeden edemiyorum.Duygularımı ifade edememiş olmalıyım.Ters giden bir şeyler var.Başlarda çocuk gibi sevindiğim anlar oldu, bu akşam ise tek başıma 70'lik devirecek durumdayım.

6 Aralık 2016

Yalanlar Karışmış Gerçeklerimize


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz. 



   Kendimize bile söyleyemediklerimiz vardır.Aslında biliriz gerçeği, kandırırız kendimizi.Gerçeğin ardında yatanlar ağır geleceğinden görmemezlikten gelmeye çalışırız.Kaçacak yerimiz kalmayıncaya dek saklanırız onlardan.

Bildiğin bir şeyin ağır gelmesi ne kadar saçma.En başında yalanlar ile kendimize yeni bir gerçek yarattığımız için acıtıyor en nihayetinde canımızı.Mutlu olmak istiyorsun.Sevmek, sevilmek istiyorsun tüm kalbinle.Sonunda kalbin beyninin oyununa yenik düşüyor, kendi kendini yakıyorsun.

Söylemek istemediğin gerçeklerin tesadüfen ortaya çıkıncada bütün büyüsü bozuluyor.Sessizleşiyorsun, duymuyorsun söylenenleri, önemi kalmıyor hiçbir şeyin.Deprem olmuşta 100 katlı bir gök delenin en alt katında kalmışsın gibi.Bağırıyorsun ama sesini duyan yok.Belki de hiç bulamayacaklar seni, korkuyorsun.Tamamen enkazsın ve kendini kurtarabilmen için sesini duyurmaktan başka bir seçeneğin yok.Ya öleceksin sessiz sedasız yada yaşamayı seçecek, sesini duyurana kadar bağıracaksın.

Gök yüzünden gelecek olan o eli bekliyoruz.Gelmeyincede enkazın içinde kendi yalanlarımızla kendi gökyüzümüzü yaratıyoruz.Ya çoktan öldüysek? Yada arafta sıkışıp kaldıysak ve sürekli kendi döngümüzü yaşıyorsak? Bu düşünceler sonsuza kadar gider.Kimse bilemez gerçeği kendimizden başka.İlk yardımı dışardan beklemek yerine bazen kendimiz yapmamız gerekir bu yüzden.

Kendiyle barışık insana ağır gelmez gerçekler.Problemleri büyütmez hiçbir zaman.Çünkü bardağın dolu tarafıyla bakmayı bilirler.Dolu tarafıyla yetinip " Komple boş olmasından iyidir. " derler.Boş yere kandırmazlar kendilerini.Olduğu gibi severler karşısındakini " Keşke biraz daha dolu olsaydı. " demezler.O kadar güzel severler ki, olsa da eksik tarafları sevdiğinin, zamana bırakır kırmadan düzeltmeye çalışırlar.Hiçbir zaman salak yerine koymazlar sevdiğini.Gerçeği bildiği halde yalanlar getirip koymazlar önüne.Kırmamak, incitmemek için.

Peki ya sen hangisisin? Gerçeklerden kaçıp bardağı ağzına kadar dolu gören mi? Yoksa gerçekleri olduğu gibi kabul edip bardağın dolu tarafıyla yetinmeyi bilen mi?