28 Kasım 2016

Arkadaşlar mı? Sevgili mi?


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.



   Arkadaşlar mı? Sevgili mi? Hangisi daha önce gelmeli? Senin için kim daha önemli? Sen yokken arkadaşlarım vardı dediklerin mi? Yoksa O benim bir gün eşim olacak, hayatımı onunla paylaşacağım dediğin kişi mi? Kimse o kadar yıllık arkadaşlarını bir kenara atamaz.Kimse gönlünü kaptırdığı kişiyi kenara atıp da kıyamaz. Karar vermesi zor bir durum olsa da zaman zaman bu ikilemin içinde kalıyoruz.Ben kendi düşüncelerimi iki ayrı taraftan bakarak anlatmak istiyorum.

Arkadaşlar mı?

Arkadaş senin ailenden sonra gelen hatta kardeş yerine koyup kendi öz kardeşlerinden ayrı tutmadığın kimse veya kimselerdir.Burada hepimiz hem fikiriz.Her zaman yanında olan acını, sırlarını, sevinçlerini vb. paylaştığın ve birlikte takılmaktan zevk aldığımız epey kardeşlerimiz var.Seni doğruların ve yanlışların ile kabul eden kişiler, yerine göre yardım ettiği gibi yerine göre de yanlış yaptığın olaylarda tıpkı '' Dost acı söyler '' sözü gibi uyarırlar.Yalnızlıktan öleceğim galiba dediğimiz zamanlarda telefonu elimize alıp akşam buluşuyoruz itiraz istemiyorum veya Neredesiniz? mesajları bizi ölmekten bir nebze kurtarıyor.Yanlarını gidip kafa dağıtıyor, sevgili ile bozuştuysak yardım için veya onlarda bir sıkıntı varsa yardım etmek için koşuyoruz onlara.Kesinlikle hayatımızı olumlu yönde etkiledikleri çok zaman oluyor. '' Arkadaşsız insan tamamen yalnız insandır '' demişti birisi.Sonuna kadar haklı.Gençliğini veya orta yaşlarını sadece sevgilin ile yada sadece eşin ile geçiremezsin sonuçta.Birlikte yapılan aktiviteler insanın motivasyonunu her zaman yerine getiriyor.Gerçekten kardeşim olarak gördüğüm kişilere biraz örnek verdim.

Sevgili mi?

Sevginin, sevgilinin tanımı yazmak o kadar kolay değil.Bu tanım: kimi? nasıl sevdiğin? ile alakalı bir durum.Aşk adına yüzyıllardır romanlar, hikayeler hatta destanlar yazılmıştır.Savaşlar yapılmış, aşk adına hayatlar verilmiştir.Biz bir Mecnun yada Ferhat değiliz belki ama her insan gibi bizimde kalbimiz bir sevdiğimiz hep yanımızda olsun istediğimiz var.

Başınızdan bin bir türlüsü geçmiş olabilir.Aldatılmış, terk edilmiş, sevilmemiş, acı çekmiş olabilirsiniz.Hangi aşk başında sana acı çekeceksin diyor ki.Denemeden bilemiyoruz bazı şeyleri.En zoru da doğru kişi mi? diye emin olamıyoruz.Alnında yazmıyor ki kaderin nereden bileceksin.Aslında bazen yazıyor da görmemezlikten geliyoruz.Rahat batıyor, uğraşmak istemiyor, eski sorunların çıkacağı korkusuna kapılıyor veya hazırlıksız yakalanıyoruz.Bu durumlar biraz istisna sayılabilir.Kimse her zaman yanında olan, acaba bir gün olabilir mi? dediği kişileri kaybetmek istemez.Bu egomuzdan kaynaklı nasıl olsa avucumun içinde olayı değil.Bu çıkarda ayrılırsak kaybedeceğim korkusundan ibaret bir durum.Doğru zamanın gelmesini ve karşılıklı duygularından emin olmayı beklediğimiz durum gibi.Yani olgunlaşıp sonunda tamam al ömrümün geri kalanı senin olsun dediğimiz, gerçek aşkı bulduğumuz kişidir, doğru kişi.

Ömrünün geri kalanını onunla birlikte geçirmek ... Hadi aklına getir o sevdiğini, nasıl güzel olurdu onun ile bir ömür paylaşmak? Zaten onun ile birlikte isen ne mutlu sana.Gençlik yıllarında küçük kaçamaklar, sadece kendinizin anladığı yüz ifadelerinden oluşan bir dil, iki ayrı bireyin oluşturduğu bir tutam aşk.Başlangıçta güzel gelecek olan bir tutam aşk, doğru yön verdiğin zaman bir ailenin kapısını aralayacak olan bir hayat arkadaşı.Eğer doğru kişi diyorsan küçük düşünemezsin! Senin yatağını, evini, en sevdiğin çikolatanı, en sevdiğin şarkını, sevgini, hayatını paylaştığın kişi olacak sonuçta.Eğer bir karar veriyorsak arkasında durmayı da bilmeliyiz.Umursamazlık aşkı boşluğa iterek köreltir ve en nihayetinde de bitirir.Onu olduğu gibi sev! Değiştirmeye kalkma ona doğru yolu göster.Çünkü ikisi farklı şeylerdir.Değiştirmeye kalkarsan incitirsin, doğru yolu gösterirsen kendi diliniz ile seni bir kat daha sevmesini sağlarsın.Ömrünün geri kalanı işte bir zamanlar sevgilin, bir zaman sonra sevgili karın, biraz uzak bir tarih olsa da sevgili çocuklarının annesi olacak.Hayata el ele göğüs gereceğin insan, zor günlerinde sadece gülümsemesiyle seni mutlu edecek.Geleceğini onun hayalleriyle süslediğin bir birliktelik seni mutlu sona götürecektir.Sevgilinin tanımını, sevgiliye nasıl bakılması gerektiğini kendimce kısa olarak anlattım.Daha çok değineceğim bir konu olsa da...

28.11.2016 Son kısımı yarın akşam yazıp gece yayınlayacağım.Sandığımdan uzun sürdü hatta düşencelerimi özetledim de yazdım diyebilirim.Umarım bu sefer bu postu 100 kişiye okutabilirim :)







25 Kasım 2016

Beautiful Snow?


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Some people like snow, but I do not.Snow is beautiful when it falls.After a few days, the snow is not beautiful anymore,It starts to melt, and the clean streets become messy.It is difficult to walk anywhere.The sidewalks are slippery.Snow also causes traffic problems.Some roads are closed.Other roads are hard to drive on safely.Drivers have more accidents on snowy roads.I understand why some people like snow, but I don't like it very much.


Adjectiv : Sıfat

1. Beautiful : Güzel
2. Clean : Temiz
3. Messy : Dağınık
4. Difficult : Zor
5. Slippery : Kaygan
6. Closed : Kapatılmış
7. Hard : Zor

Verb : Fiil

1. Like : Hoşlanmak, Sevmek
2. Fall : Düşmek
3. Start : Başlamak
4. Melt : Erimek
5. Become : Olmak
6. Walk : Yürümek
7. Drive : Sürmek
8. Have : Sahip Olmak
9. Understand : Anlamak

Noun : İsim

1. People : İnsanlar
2. Snow : Kar
3. Day : Gün
4. Street : Sokak
5. Sidewalks : Kaldırımlar
6. Traffic : Trafik
7. Problem : Sorun
8. Road : Yol
9 Accident : Kaza


Taipei 101


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.   




I work in one of the world's tallest buildings - Taipei 101.This building is in Taipei's business district.Taipei 101 opened to the public in 2004.It is made of steel and glass panels, so it has a beautiful silver color.It has 101 floors.There are even five more levels below the building! Many international businesses have offices in Taipei 101.There are great places to shop in the building, too.I am proud to work in such an important place.

Adjectiv : Sıfat

1. Tall : Uzun
2. Great : Harika
3. İmportant : Önemli
4. Beautiful : Güzel
5. Proud : Gururlu
6. İnternational : Uluslararası

Verb : Fiil

1. Work : Çalışmak
2. Opened : Açıldı
3. Made : Yapıldı
4. Have : Sahip Olmak
5. Shop : Alış Veriş

Noun : İsim

1. Building : Bina
2. Business : İş, Ticaret
3. District : İlçe, Bölge
4. Public : Halk
5. Steel : Çelik
6. Glass : Cam
7. Panel : Panel
8. Floor : Zemin
9. Office : Ofis
10. Place : Yer
11. Level : Seviye




The Best Place to Relax


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.

   
  My back porch is my farovite place to relax.First, it has lots of comfortable chairs with soft pillows.I feel so good when I sit in them.My back porch is also very peaceful.I can sit and think there.I can even read a great book and nobody bothers me.Finally, in the evening, I can sit on my porch and watch the sunset.Watching the beautiful colors always calms me.I can relax in many places, but my back porch is the best.

Adjectiv : Sıfat

1. Beautiful : Güzel
2. Soft : Yumuşak
3. Good : İyi
4. Peaceful : Huzurlu, Sakin
5. Great : Harika
6. Comfortable : Rahat

Verb : Fiil

1. Relax : Rahatlamak, Dinlenmek
2. Feel : Hissetmek
3. Sit : Oturmak
4. Watch : İzlemek, Seyretmek
5. Calm : Sakinleştirmek
6. Think : Düşünmek
7. Read : Okumak
8. Bother : Rahatsız Etmek

Noun : İsim

1. Porch : Veranda
2. Place : Yer
3. Chair : Sandalye
4. Pillow : Yastık
5. Book : Kitap
6.  Evening : Akşam
7. Color : Renk
8. Sunset : Gün Batımı

24 Kasım 2016

My Ideal Vacation


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


I have a dream to visit Alaska.The weather is beautiful there.I love cold Weather.When the temperature is low, I have energy!I also want to visit Alaska because I love nature.Alaska looks so pure and natural.I dream about its scenic lansscape.In addition, there are wild animals.Finally, I want to learn important information about the native people of Alaska.Their culture sounds very interesting to me.I hope to visit this wonderful state soon.



























Adjectiv : Sıfat

1. Beautiful : Güzel
2. Cold : Soğuk
3. Low : Düşük
4. Pure : Saf, Temiz
5. Scenic : Manzara
6. Wild : Vahşi, Yabani
7. Native : Yerli
8. İnteresting : İlginç
9. Wonderful : Harika
10. İmportant : Önemli

Verb : Fiil

1. Have : Sahip Olmak
2. Love : Sevmek
3. Want : İstemek
4. look : Bakmak, Görünmek
5. Dream : Hayal Etmek
6. Learn : Öğrenmek
7. Hope : Umut Etmek
8. Visit : Ziyaret Etmek

Noun : İsim

1. Weather : Hava
2. Temperature : Sıcaklık
3. Energy : Enerji
4. Nature : Doğa
5. Natural : Doğal
6. Landscape : Manzara
7. Animals : Hayvanlar
8. İnformation : Bilgi
9. People : İnsanlar
10. Culture : Kültür
11. State : Devlet

23 Kasım 2016

Güzel Bir Öykü


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz. 



    Seni seviyorum diyebiliyorsam, bu sende bütün insanlığı, bir anlamda canlı olan her şeyi ve yine sende kendimi seviyorum demektir.Öyle kuru kuru sevmek değil.Güzel gelen her halinden güzel giden her konuşmaya, ağlamaklı olmuş gözlerinden boynundaki huzurun kokusuna ... Bir anda oluşmuş bir sevgi değil.Yeni farkına varıp sözlerinde kendimi aramıyorum.Kendimi hatırlatmaya da çalışmıyorum.Koşamıyorum da arkandan ... Bilirsin sen beni.Yenileceğimi anladığım an çıkış yolu ararım kendime.O yüzden bile bile düşmek istemiyorum.Sadece bir kaç kere '' Seni Seviyorum '' diye bildim sen oyun sanarken.

Anlamanı beklemiyorum sana anormal gelen halimi.Bana bile yabancı aslında.Uzun zaman olmuş birinin karşısında güçsüz kalmayalı.Elimde oynayacak işe yarar kartta kalmadı.Artık neysem oyum karşında.Farkında olmadan yenilmişim güzel gülüşlerine.Ayıp değil mi bir adamı bu kadar düşürmek? Hemde tanıdığın her şeyini bildiğin adamı.'' Seni Seviyorum '' kelimelerini yasakladın bana.Oysa bağıra bağıra çok söylemek istemiştim.

Anlatacak güzel bir öykümüzde olurdu.Üşenmez yazardım.Dilden dile dolaştırırdım öykümüzü.Geçmiş neleri kaçırdığını fark ederken gelecek nesillere örnek olurduk.Mutluluğun mutluluğum olacaktı.Hatta seni mutlu edeceğini bilsem Ay'da hayat bile bulurdum.

Hayallerimin ve düşüncelerimin sınırı yok.Mantığımın almadığı tek konu var.Karşında durmuş sevgini beklerken senin geçmişine, geleceğine, gidenine ve gelenine ağlayıp rahatlamak istemen.Bana iyi ki varsın derken başka tarafta kurduğun bu cümlede kendimi bulamadım.


16 Kasım 2016

Hep Yanımda Kal


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz. 


   Sadece ben mi görüyorum bunu, yoksa sende farkında mısın? Farkındasın da belli mi etmiyorsun? Karşında oturmuş seninle havadan sudan konuşurken, sadece arkadaş olarak bakamıyorum sana.Yine abartıyor muyum sıradan bir buluşmayı? Belkide bahane arıyorum senin hakkında yazmak için.Şunu biliyorum ki seni izlerken gördüklerim sıradan olamayacak kadar güzel ve yazmak için en güzel bahane.

Bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama birlikteyken hiç bir tartışma ciddi boyutlara gelemez.Sana olan kırgınlıklarım neredeyse hepsini telafi ettin.Seni biraz kızdırmış olsam da artık kusura bakmazsın.Bunu bilmem gerekiyordu.Seninle geçen bu kadar zamanın ardından son zamanlarda geçirdiğimiz restli kavgalara aslında o kadarda takılmamam gerekiyormuş.Evet küçük bir testten geçtin farkında olmadan.

Belki bu seninle benim aramda zamanla oluşmuş bir davranıştır.Ciddi olup kızman gerektiğini bilirken yüzüme bakıp gülümsemen, bende farklı duygular yaratmıyor değil.Artık her telefon kavgamızda haklısın ama yanımdayken işlerin değişeceğinden emin olabilirsin.Restlerin söylediğin gibi anlık sinirden ibaretmiş.Tamam, söylemiştin.Evet, tekrar tekrar söylemiştin.Haklısın.Benim hatam ama görmem gerekiyordu.

Bacağındaki sıkıntı için doktora gittiğimiz gün, güneş yüzüne her düştüğünde ela gözlerin ortaya çıkıyordu.Gözlerine ilk defa bakmıyorum, sadece sen hatırlamıyorsun.Her ortadan kaybolduğunda unutulmaya yüz tutsa da anılarımız, yinede ben o gözlerini unutamam.

Arkadaşız sonuçta ne kadar mahrum bıraksan da beni seni izlemekten.Gözlerimi kaçırmama sebep oluyor güzel yüzün.3 saniyeden uzun bakmamaya çalışıyorum.Bu ne demek biliyor musun? Aklım reddederken kalbime söz geçirmeye çalışıyorum.Hiç arada kaldın mı böyle? Kalma.Sakın bile bile yenilme bu oyunda kendine.Yorulursun.

Sorun seninle buluşmak olmadı hiçbir zaman.Sorun buluştuktan sonrası? Burada yazar şunu demek istiyor:

Yıllar yılları kovalarken senin hep bir telefon uzağımda oluşun, sevgililerimize rağmen bitmeyen muhabbetimiz, senden ayrılmış olsam da beni rafa kaldırmaman, uzun soluklu kavgalardan sonra hep ilk adımı atman, senin o güzel kalbin ve bitmek bilmeyen gülüşlerin zamanla bende bir iz bırakmış olacak ki karşındayken epey zorlanıyorum.Kız arkadaşımla kavga ederken seninle gülebilmek.Üzgün olduğumu bildiğin ve beni güldürmek için uğraştığın günler hala aklımda.Her biri farklı bir sebep seni sevmek için.Ve bu yazılanlar bir acı çekişin sonucu kesinlikle değil.Aksine senin gibi birinin hep hayatımın içinde olacağını bilmek, hele ki kardeşlerin bile satışına geldiğim şu günlerde beni fazlasıyla mutlu ediyor.Biz ne istersek onu oluruz seninle yeter ki sen hep böyle yanımda kal.

15 Kasım 2016

Sensiz Ben - 1. Sayfa


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Küçük bahçeli evimizin önünde, büyük kiraz ağacının altında oturmuş hem güneşten kiraz ağacının gölgesine sığınıyor hemde yeni başladığı kitabını hızlı hızlı okuyordu.Öyle dalmıştı ki bir kaç kez seslenmeme rağmen hiç duymadı.En sevdiği pozisyonu almış hafif esen rüzgarla birlikte sakin pazar gününün keyfini çıkarıyordu.Rüzgar saçlarını havalandırıyordu.Gözlüklerini takmayı da yine unutmuştu.İçimden '' çok okumasa bari '' diyordum.Okumayı severdi.Odamızda veya salonda kitap üzerinde uyuya kaldığı çok olurdu.

O hallerini saatlerce izlediğim olmuştu.Her yatağımıza yatırmak için eğilip seslendiğimde gözlerini hiç açmadan boynumla omuzumun arasına kafasını yaslar, sarılır götürmemi beklerdi.Yatağımıza yatırdığımda genelde elimi sıkardı.Yıllar içinde konuşmadan daha çok anlaşmaya başlamıştık.Elimi sıkıyorsa, beni yanında istiyor veya korkuyordu.Bende yatırdıktan sonra elimi sıkan elini öper hemen geleceğimi ona söylemiş olurdum.

Kahve yapacaktım kendime oda istiyor mu diye sormaya geliyordum yanına.Yanına gelirken, salıncaklı sandalyenin bir tarafına başını yasladı.Bana uykucu demesine rağmen bayılırdı uyumaya.Eğer başını yaslamaya başladıysa ve boynu azcık bükülmüş ise yarım saat içinde uyuya kalıyordu.Bende sormaktan vaz geçtim.Sadece kendime yapmak için mutfağa geri döndüm.

Kahvemi sigarayla birlikte içmek için dışarıya çıktığımda çoktan uyumuştu.Elimdekileri masaya bıraktım.Kitabını aldım ve başının altına en sevdiği Sünger Bob'lu yastığını koydum.Güzelce yayıldı salıncağa kiraz ağacının altında.Önceki haftalarda bunu yapacağını söylemiş olsa da istemsiz olarak uykuya yenik düşmüştü.Dayanamadım kondurdum yanağına bir küçük buse.

Sonra geçtim karşısına hem kahvemi içiyor hemde onu izliyordum.Arada sert esen rüzgarla birlikte ağaç dallarını birbirinden ayırıyordu.Tepeden inen güneş ışığı üzerine gelince yüzünü ekşitiyordu.Fazla sevmezdik güneşi.Denize gider hiç yanmadan dönmeye çalışırdık.Koruyucu kremden bembeyaz olur birbirimizle dalga geçerdik.Hatta deniz sefası bizim için eziyet olurdu.Kremden öpemediğimiz zamanlar birbirimizi '' başlıcam tatiline '' deyip isyan etmeye başlardık.


14 Kasım 2016

Daha İyi Bir Gelecek İçin Hedeflerini Belirle


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Hedeflerin yoksa, gelişi güzel hareket ediyorsan yakın zamanda b*ku yiyeceğini şimdiden bilmelisin.Günlük yaşamak, zamanını boşa harcamaktan başka bir şey değildir.Melankoli takılarak bir şeyleri yoluna koyamayacaksın.Zamana bırakmak çözüm değil.Gidende gelmiyor.

Problemin her ne olursa olsun bununla yüzleşmelisin.Sürekli bir umut içinde olmak seni sadece yıpratır.Hayallerin ile kendini gerçek dünyadan uzaklaştırırsın.Bugün geri gelmeyecek ama bugün kendin için bir şeyler yaptıysan belki yarın istediğin gerçekleşebilir.Zorlanırsın denerken, yorulursun, bırakmak istersin, ayrılmak istersin, hatta iletişimini kesersin herkes ile ... Zordur bunları atlatmak.Alışkanlıklarını bırakıyorsun sonuçta, süründüğün yerden ayağa kalkıp koşmaya hazırlanıyorsun.Bu noktada bir adım atamadan düşsen bile kesinlikle etrafındakilere aldırış etme.Sen en azından ayakta durabildin bir dahakine belkide koşacaksın.Onlar senin süründüğün yerde kan emer gibi hayatını emen işe yaramaz böcekten başka bir şey değil.

Bir kitap al kendine.İlk hedefin aldığın kitabı bitirmek olsun.Sonra 2 hafta içinde bir kitap bitirmeyi dene.Küçük hedeflerin bile büyük mutluluklar yaşatacak sana.Bırak millet ne düşünür demeyi, sen hayatını daha anlamlı kılmak için yap.Günün sonunda yüzünde iyi hissettiren tebessümle uyuyacaksın.

Unutmadan bu işin en iyi yolu kendini programlamaktır.Bildiğin robot gibi bilgisayarda yazılmış bir komut gibi kendi hafızana yazacaksın yapacaklarını.Kendin için daha iyi bir gelecek daha iyi bir sen için yapacaksın.Sana sıkıcı monoton geçen bir hayattan bahsetmiyorum.Tabi ki eğleneceğin zamanlar olacak ama önceliklerini unutma.Hedefin için o gün, kendi kararına göre yeterince çalıştıysan artan zamanda yapacağın kendini ödüllendirme daha iyi gelecek.

Tek kollu boksörün şampiyon olduğu gibidir bu iş.Eğer inanıp yerden kalkmasaydı efsaneleşmicekti kulaktan kulağa onun adını kimse söylemeyecekti.Şimdi sıra sende hedefini belirle, başaracağına inan, iradeni kullan ve kalk ayağa.Gerçekten istersen başaramayacağın hiçbir şey yok.

- Zorluklar karşısında bahane üreteceğine, bırak başarıların konuşsun.

11 Kasım 2016

Gri Olmak


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz. 


   '' Şu griliği bırak artık.'' diyenlere biraz açıklık getirelim artık.Kesinlikle gök kuşağında olmayan renklerdenim.Ben mat siyahım ama sen gri görürsün.Düzeltiyorum sen beni, ben nasıl görmeni istiyorsam öyle görürsün.Duymak istediklerini söylerim ama gerçekleri bilemezsin.Kendini haklı çıkartır beni söylediklerin ile ezmek istersin, benim bu anı beklediğimi bilmezsin.Beni tanıdığın kadar beni tanımıyorsun.

Kimsenin oyuncağı olmadım.Kimseyi tanımadan yargılamadım.Kimseyi gerçekten sevmeden '' seni seviyorum '' demedim.Kimse için kendimi değiştirmedim.Ben kardeşim dediğim insanları satmadım, direk sildim.Yalan söyleyeni de söylemeyi de hiç sevmedim ama hak edeni istediğim gibi inandırdım.

İnsanlara yukarıdan bakan ukala insanlar ... Dünyada olabilecek bir sürü karakter çeşidi varken neden böyle olmayı seçiyorlar anlamıyorum.Çevreye göre hareket ettiklerinden bu karaktere bürünüyorlar.'' Ben böyleyim. '' demek değil olay sen öyle olmak istediğin için öylesin.Yanındakilerine de bir ömür aynı yatağa yatacak gibi güveniyorlar.

Ben kesinlikle çok yanlış kişilere güvendim.En kral kardeşlerine, yanındayken o tatlı gülümseyişine, bir diğerinin sarılışına ... Biliyorum ki ileride hiç kimse eşimden ve çocuklarımdan daha değerli olmayacak.Onları sevdiğim kadar kimseyi sevmeyeceğim.Aile olmanın SEVDİĞİNLE bir hayat paylaşmanın duygusunu hiç bir arkadaş, kardeş hatta kendi annen, baban bile veremez.

İşte bu yüzden bana güvendiğin kadar doğruları duydun, beni düşündüğün kadar değerliydin.Beni avucunun içinde bildiğin kadar uzaktım sana.Geleceğim de senin olmayacağını düşünüyorsam sen griyi görürsün ama koşulsuz beni olduğum gibi sevseydin siyahı da beyazı da gayet iyi görürdün.

- Griliği anlattığım kadar kendi rengini göreceksin.

10 Kasım 2016

Eski Bir Kitap


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.


      Geçen günlerde yazdığım '' Olmayacak Bir Hayal '' adlı yazıdan sonra biraz eskilere gittim.Yeni yeni içinde bulunduğum durumun farkına varıyorum.Rüyanın etkisinde öyle kalmışım ki olay platonikliğe bağlamış.Ne kadar göstermemeye çalışsam da balık burcu, duygusal, birazda takıntılı biri olduğumdan geçmişte yaşadığım ve bu günlerde öyle güzel duygular yaşayacak birini bulamadığımdan, fark etmeden eski kitapları karıştırmışım.

Geçmiş ile yaşamak kesinlikle geleceği öldürüyor.Zaman zaman özlemini çektiğimiz anılar olsa da her zaman önümüze bakmak bizim için en iyisi olacaktır.Öyle düşünce yoğunluğu oluyor ki günlük hayatının her anını meşgul ediyor.Neden böyle oldu? Keşke ... Beni düşünüyor mu? vb. gibi sorular kafamızda dönen düşünce yoğunluğuna sebep olarak verilebilir.

Özlemini duyduğunuz kişinin sizde bıraktığı izlerde önemli etken.Uzun bir süre ondan daha iyisinin gelmeyeceğini düşünmek, beni diğer seçenekler karşısında kapalı tuttu.Buna yapılan hata sonucunda kendini cezalandırmada denebilir.Toz kondurmadığım bu süre sonunda, etraflıca düşününce o sevdiğim kız birlikte olduğumuz zamanda kalmış.Artık tamamen başka birisi.

Kimse dört dörtlük değildir.Benimde yaptığım çok yanlışlarım oldu.İstemeden birinin canını acıttıysam özür dilemeye çalışırım ama bitirdiğim bir ilişki kesinlikle keyfi bitmemiştir.Sadece dış görünüşe bakıp da birisiyle çıkmadım.Ne kadar güzel olursa olsun birlikte bir şeyler paylaşabiliyorsam, yani geleceğe dönük hayallerim oluşmaya başladıysa kendimi kaptırmış oluyorum.

Kendimi, güzel yeşil gözlerine kaptırdığım hanfendi hala yazdıklarımdan habersiz.Hayatında sadece ben varken güzeldik.Etrafındaki erkekler ve üniversite ortamı çoğalınca haliyle ilişki diye bir şey kalmadı.Bende eski kitabımı tekrar yerine koyuyor bu konuyu da burada kapatıyorum.

- Bitmiş bir ilişkide haklı taraf yoktur.Kaybetmiş iki kişi vardır.

9 Kasım 2016

Lucifer - Nasıl Bir Hayatın Olmasını İsterdin ?


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     

Nasıl bir hayatın olmasını isterdin ? deseler kesinlikle Lucifer'in 2. sezon 7. bölüm sonunu açıp izletirdim.Küçük Trixie ile Lucifer'in tatlı atışmaları ve sonrasında Chloe'nin Lucifer'e sarılışı beni baya duygusala bağlattı.O kadar içten bir sahneydi ki eminim izleyenler sıcak aile ortamını farketmişlerdir.

Bu sahneyi diziyi ilk izlemeye başladığım günden beri bekliyordum.Aralarında çok küçük ilerlemeler oluyor sonrasında liseli aşıklar gibi birbirleriyle atışıp duruyorlardı.Nedense bu diziyi kendim ile çok ilişkilendiriyorum.Chloe'nin ağladığı sahne bana dejavu yaşattı.Hem hüzünlendim hemde birbirlerine dahada yakın olmalarına sevindim.

Chloe karakter olarak kendini güçlü göstermeye çalışsa da aslında çok şefkatli, tertemiz bir kalbi var.Lucifer gibi birinin, hatta bizim gibilerinin böyle biri karşısında değer verdiğimiz her şeyi bir kenara atabilir ve sadece onun yanında mutlu olmak isteyebiliriz.Lucifer'in kanatlarından vaz geçip Dünya da Chloe'nin yanında suçla mücadele ettiği gibi düşlediğim tekrar yanımda olsaydı her istediğini yapar değer verdiğim her şeyden vazgeçerdim.Çünkü böyle insanlar kendinden çok sizi ve ilişkinizi düşündüğü için ömürlük severler.



7 Kasım 2016

7 Kasım Yalnızlar Günü


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.

     
Yalnızlar günü, Çinli öğrencilerin başlatmış olduğu bir akım olup, 1990'lı yıllardan günümüze kadar gelmiştir.Kendilerini fark ettirmek için hoşlandıkları kişilere hediyeler gönderiyorlar.Eski kayıtlara göre yalnızlar gününde en az 1 milyar euroluk alış veriş yapıp sevdikleri insanlara göndermişler.Çin nüfusuna göre bu rakam o kadarda büyük değil.Benim anlamadığım zaten hepsi birbirine benziyor yoldan çevir birini devam et neden kasıyorsun bu kadar.

Bak bizde genelde '' boş ver knka '' diyen arkadaş tesellisiyle geçiyor.Hatta eminim ki bu günden haberi olmayan binlerce yalnız var.Bende geçen senelerde Twitter'da denk gelmiştim.Bu günde farklı bir şey yapacak mıyım '' Hayır '' platonik sevdiğime yazacak mıyım '' Hayır '' herhangi bir aday var mı '' Hayır '' bak ben kendime 3 hayırla mutlu yalnızlıklar diledim yine.

Aslında bu günün potansiyeli var bir yerde.Yeni bitmiş ilişkilerde falan.İlişkisini siktiret olum sevgililer günü var yalnızlar günü neden olmasın.Biz insan değil miyiz? Bizde sevdik zamanında.Hem de kaç zaman sevdik.Ben en az 5 kere sevmişimdir.Sonra yine zamanla geçer şeysi oluyor.En sonunda da zamanınında gidenin de gelenin de gelecek olanın da diyerek Yıldız Tilbe, Müslüm Gürses eşliğinde yakıyoruz geceleri.

Üst paragrafa çok güzel başlayıp sonunda geceleri yakmışım ya.Yıldız ablamız Kafam Hafif Dumanlı'yı söylüyor tam yazarken giriş yaptı ondan öyle oldu galiba.( Gülücük )Ne diyorduk, yalnızlar gününde yapılması gerekenler,

1. Hiçbir sosyal aktiviteye katılıp kendini kandırmıyorsun.
2. Uyuya biliyorsan tüm gün uyuyup ölü taklidi yapıyorsun.
3. Sevgililerden uzak duruyorsun.Onlar mutlu karışma onlara.
4. Ya dün neyse bugünde aynı işte takıl kafana göre.

Şunu da unutma: Tanrı herkesi birbiri için yaratmış ama kim kimin için belli değil.Elbet bir gün bizde mutlu olacağız.Sen bak keyfine, senin hayatında senin mutluluğundan daha değerli hiçbir şey yok.Evet gazı da verdiğimize göre git şimdi atomu falan parçala yalnızlıktan kafayı yiyeceğiz yoksa.Lanet olsun ..

5 Kasım 2016

Natürizm - Çıplak Yaşama İsteği


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Az önce Twitter'da bir tweet dikkatimi çekti.'' Paris'te halk tamamen çıplak takılabilmek için dayanışma içerisinde.Benim hatun yürürken gözlerimi kapatmamı istiyor.'' tamam ilk okuduğumda bana da biraz tuhaf geldi.Sonra hızlıca Paris için uçak bileti sorgulaması yaptım.Şaka bir yana kısa bir araştırmanın sonuncunda harbiden de gerçeklik payı varmış.

Natürizm, yani çıplak yaşama istediği, Paris'lilerin arasında oldukça yaygın.Lakin halka açık yerlerde çıplak gezmenin cezası 15.000 Euro veya 2 yıla kadar uzanan hapis cezası olduğundan bu zevklerini diledikleri gibi yaşayamıyorlar.



Çözüm olarak bir yüzme havuzunu haftanın 2 günü çıplaklar için ayırsalar da fazla doluluk olması sebebiyle yeterli gelmemeye başlamış.En az 200 kişinin geldiği bir çıplak havuzundan bahsediyoruz.Belki farklılık olsun diyerek denenebilir ama ya ayağın kayar da birisinin üzerine düşersen.İşte o zaman en unutulmaz tatillerden biri olacağı kesin.

Paris'lilerin artan talepleri doğrultusunda konu belediye meclisine gitti.Mecliste oylamanın sonucunda tamamen çıplak takılabilecekleri bir alan için işlemler başlatıldı.Belediye Başkan yardımcısı Bruno Julliard'ın açıklamasına göre, bu özel bölgenin önümüzdeki yaza hazır olması bekleniyor.Alan büyük olasılıkla şehir dışında ve göl kenarında kurulacak.



Paris'liler sadece suda çıplak yüzmek istemiyor, aynı zamanda rahatça çıplak dolaşıp vakit geçirecekleri bir alan istiyor.Artan talep ve olaya at gözlüğüyle bakmayan meclis sonucunda da amaçlarına 2017'nin yazında ulaşacaklar.

Bence taktir edilesi ...


2 Kasım 2016

Lucifer Yabancı Diziden Gerçek Hayata


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Severek izlediğim yabancı dizilerden bir tanesi olan Lucifer'i konu almak istedim bu sefer.Son bölüm gerçekten beni etkiledi.Lucifer'in üzüntüsü olsun Maze gibi bir kadının sevimli Trixie'nin yanındayken gösterdiği duyarlı halleri olsun şu ana kadar izlediğimiz, yabancı dizinin karakterlerini hiç görmediğimiz yönlerini son bölüm de gördük.

Diziyi takip etmeyenler için kısa bir özet geçmek istiyorum.Bir önceki bölümde diziye kısa süreliğine dahil olan Urial ( Küçük Kardeş ) annesinin tekrar ait olduğu yere ( Cehenneme ) dönmesini istedi.Bunu yapmadıkları taktirde Lucifer'i Chloe ile tehtit etti.Daha önceki bölümlerde Lucifer babasıyla ( Tanrı ), ölümden dönen Chloe'nin hayatını devam ettirmesi karşılığında bir anlaşma yapmıştı.Urial gelecekle ilgili yanılsamalar görebildiği için zamanın akışını küçük olaylar yaratarak değiştirebiliyor olması da Chloe adına gerçek bir tehtit oluşturuyordu.Lucifer ise ne annesinin cehenneme dönmesini nede Chloe'nin başına bir şey gelmesini istemiyordu.Cehennemin sahibi Lucifer, annesinin cezasının Dünya'da devam edeceğini söylemişti bir kere.Urial'i geldiği yere göndermesi için en büyük melekten yardım istese de işler yolunda gitmedi.Chloe'nin hayatının iyice tehlikeye girdiğini fark eden Lucifer küçük kardeşi Urial'i öldürdü.

Lucifer: isyankar oğul, cezalandırıcı, devil ve evil ( Şeytan ), zevk düşkünü, monster ( Canavar ) vb.
Olmasına rağmen hiç insan öldürmemiş birisiydi.Babasının istediği gibi tek görevi hak eden insanları cezalandırıyor ve Dünya üzerindeki adeleti sağlıyordu.Ne kadar babasına karşı isyankar davranışlar sergilese de.Uriel'i öldürdükten sonra '' Ne yaptım ben? '' diyerek annesine sarılması beni ve yorumlardan gördüğüm kadarıyla izleyenleri bayağı etkiledi.



Şeytan ilk defa birini öldürdü ve bu küçük kardeşi oldu.Üzüldü, herkesi cezalandırdığı gibi cezalandırılmak istedi.Sonrasında bir insanı öldürmek için bir mekanda bulunan katilin önüne geçerek onu vurması için bağırdı.Bak bunu şeytan yapıyor.O kötülerin kötüsü din adamlarının korkutarak bahsettiği cehennemin bekçisi insan oğlunun önünde boyun eğip cezalandırılmak istiyor.

Son bölümde dikkatimi çeken bir diğer olay ise baş meleğin yani Tanrının en güvendiği oğlunun söyledi şu sözler oldu:'' Babam madem bunların olacağını, küçük kardeşimin öleceğini gördü neden engel olmadı.Neden ortalarda yok. '' diyerek tıpkı Lucifer gibi isyan etti.

Ne kadar yabancı bir dizide olsa günlük hayatımızda her gün insanlar hiç uğruna öldürülüyor.Asırlardır süren savaşların çoğu müslüman ülkelerde devam ediyor.Din ile o kadar güzel oynuyorlar ki insanların düşünmesine fırsat vermeden beyinlerini yıkıyorlar.Sonrasında üzerlerine C4 bomba koyup '' Cennette 70 melek seni bekliyor '' deyip adamları ve yanında yüzlerce masum insanı öldürüyorlar.

Benim ve sizlerin Tanrının gözünde bir suriyeli çocuk ile aynı değere sahip olduğumuzu düşünecek olursak, biz sıcak odamızda rahat bir şekilde takılırken oradaki günahsız çocukların öldürülmesine neden izin veriyor ? Oradaki çocukların, Dünya üzerindeki günahsız çocukların ve masum insanların kaderi hayatlarını tam anlamıyla yaşamadan ölmek mi ? Kaderleri bu kadar acımasızca mı olacak tabii kesin cennete gidiyor orada sıkıntın yok.Sen hayatından hiç bir bok anlama savaş içindesin ama korkmana gerek yok kazara ölürsen cennet garanti.

- Boşversene, Lucifer boş yere isyan etmiyor.






1 Kasım 2016

En Güzel Duygular


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Tanıdık bir ortamda oturmuş kendi halinde takılıyorsun.Sanki birinin gözleri senin üzerinde.Sandığın kişi mi ? Acaba şu an bana bakıyor mu ? Bu garip hisle kafanı kaldırıyor ilk farklı bir yöne baktıktan sonra yavaş bir hareketle ona doğru bakıyorsun.Bir kaç saniye sonra yüzündeki tebessümle kimseyi uyandırmadan önüne dönüyorsun.

Yaşadığımız en güzel duygular bir tanesi bu bence.Bu olayın bir adı yok, tarifi hiç yok.Arkadaşlarına anlatmaya kalktığında o an aklına gelir ve yine yüzün tebessüm ile dolar.Aşkın başlangıcı olabilir mi ? Yoksa sevgi mi ? Midemde uçuşan kelebekler ne diyor bu duruma ? Karşılıklı hissedilen bu garip duyguların bir adı olması için biraz cesaret gerekiyor.Ya da cesareti bir kenara bırakıp anı yaşayarak bu güzel duyguları uzatmalı mıyız acaba.

Hiç konuşmadan yan yana oturup diğer arkadaşlarınla konuşup ona hiç bakamamak, bir yere gittiğinde gözlerinin onu araması, ona hem yakın olmak istemek hemde çok yaklaşmaktan kaçınmak, baktığında fark etmemesi küçük tatlı acılar olabilir.Lakin seni gördüğü gibi o yüzünün aldığı tatlı hal her şeye değer, değil mi ? Bence duyguların en saf en güzel hali, adının ileri de aşka dönüşebileceği durumun başladığı kısım.

- Sadece ikimizin kullandığı bir dil ile konuşmadan duygularımızı paylaşmak gibi.