30 Aralık 2016

Mutlu Olma Sanatında Neden Kişisel Gelişim Etkilidir?


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.   


 Çoğu zaman sanatın inceliklerini fark edemeyiz, ancak sanatın karşısında ruhumuz tatlı bir huzr hisseder, kendimizi sanatın akışına bırakırız, mutluluğun rüzgarları kalbimizi okşarken eksik olan bir şeyler hissederiz.Sonbaharda hazan yaprakları soluk bir tablo gibi düşlerimizde kalır, sanki ilkbahar bir daha gelmeyecektir.

Duyguların yönlendirilemediği bir dünya.Bahar güzeldir, ancak sonbahar da güzeldir en az bahar kadar.

Geçen yaz tatilinde yanıma okumak için birkaç kitap almıştım, gittiğim tatil köyünde ağaçların arasında ki hamakta uzanarak kitap okumak çok keyifliydi, bir yandan hafif hafif sallanıyor, bir yandan da kitap okuyordum, güzel bir sesle irkildim.

" Merhaba "

Kitabın sayfasını kıvırarak kapattım, başımı kaldırdım, eğitimlerime katılan biriydi.

" Sizi burada görmek ne güzel." dedi.

O ana kadar sandığım gibi mutlu olmadığımı onu görünce fark ettim.O günü neredeyse birlikte geçirdik, şemsiyenin altında uzun sohbetler ettik.Akşam barda birlikte beyaz şarap içerken mutsuz olduğunu anlatmaya çalıştı, nişanlısından ayrılmış, gözlerine bakarken gülümsedim.Hayatımda az rastladığım ilginç bir şey söyledi.Şöyle dedi.

" Nişanlımın kişisel gelişime ayak uyduramaması beni çok rahatsız etti, daha kendini bile tanımayan biriyle evlilik gibi bir hayatı sürdüremeyeceğimi düşünerek ayrılmaya karar verdim. "

Akşam barda dans edenler arasına katılmayı ikimizin de bakışlarının istemesine rağmen nedense dans etmedik.İyi de oldu.Ama birlikte dansın keyfi kadar güzel şeyler hissettik.

Mutlu olmak için kişisel gelişimin mantık ölçüleri mutluluğun sınırlarını belirler.Kişisel gelişim doğruyu bulmaktır, doğru karar vermektir.

Burada şunun iyice bilinmesi gerek; insanın kendisine bunu yapmaya hakkı yok.Çünkü yaşamın sizden beklentileri var, sorumlu olduğunuz insanların sizden beklentileri var.Yaşamda yalnız olmadığınızı unutmayın, siz sadece kendiniz için değil başkaları için mutlu olmak ve mutlu bir dünya kurmak zorundasınız, çünkü sizin mutsuzluğunuz yakın çevrenizin de mutsuz olması demektir.

Mutluluk sanatı kişisel gelişimle yaşanır.

Mutluluk Üniversitesi
Sayfa 125 - 126
Can Hikmet Değirmenci

- Alıntıdır -


Mutluluğa Aşık Olmak Mı?


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Mutluluk denince aklıma aşık olmak geliyor, neden diye soruyorum kendime, nedeni öyle açık ki gülümsüyorum.

Mutluluk aşk, aşk mutluluk ilişkisi öylesine birbiriyle sarmaş dolaş iki duygu ki birini diğerinden ayırmak çok zor.İkisi de birbiriyle iç içe yaşayan ve çok iyi anlaşan iki duygu, birinin yaşaması için mutlaka diğeri gerek.

Aşk insanın yaşadığı en güzel dünya, gelişim evresi, insana hayatı öğreten, düşünce dünyasını genişleten, her insanın içinde var olan ve mutlaka yaşaması gereken bir duygu.

Aşk üreme teorisinin önemli kuralı, üreme adına başlangıcın da kendisi, aşkın kokusunun olduğu her şey insanın mutlu olmasına yetiyor.

Mutluluk denince aklıma aşk geliyor çünkü aşık olduğun zaman mutluluğun ne demek olduğunu anladım, aşık olduğumda dünyanın en mutlu insanı olduğumu hissettim.Bence mutluluğun tanımı aşk olmalı, insanın aşktan daha mutlu olduğu başka bir anı var mı?

Aşkla birlikte beğeniler dünyası başlıyor.Gözler, saçlar, dudaklar esir alıyor insanı.Arzular fırtınalara döndükçe daha çok seviyor insan fırtınaları, dokunuşların sıcaklıklarında üşüyor insan.İnsana o kadar çok şey kazandırıyor, o kadar olumlu şeyler bırakıyor ki önce insan olduğunuzu hissediyorsunuz, daha sevecen, daha pozitif, insanlara yardım eden, insanları anlayan, seven, sevildiğimi hisseden, gelişim çabası içinde bir dünya, nezaketin, kibarlığın ne demek olduğunu anlayan, kişisel sorumluluğu fark eden, yaşamdan keyif alan, yaşamın kendisine sunulan tanrısal bir armağan olduğunu kalbinden hisseden, neden başarmak gereksiniminin bilincinde olan, sizi size en güzel şekilde anlatan başka bir duygu daha var mı?

Kimin aşka meyli yoksa kanatsız kuş gibidir vah ona.
- Mevlana
Ben aşkı yoğun yaşarım, aşkı aşk gibi yaşarım, aşka yakışır aşkı yaşamalarım.

Aşk yoğun yaşandığı için aşktır, aşık insan kanatlı kuş gibidir, göklere çıkar, ıssız ovalarda dolaşır, güneşle kucaklaşır.

Aşık olmayan aşkı yaşamayan var mı? Sanmıyorum, kenarından kıyısından dahi olsa aşkı hissetmiş olmalısınız, içinde hüzün olsa da -ki içinde hüzün ve ayrılık duygularının hüküm sürmediği aşk gerçek aşk değildir- dünyada tadına doyulmayan bir başka duygu var mı?
Acının ve sevginin sarmaş dolaş yaşandığı, acısıyla sevinciyle yaşanan, insanın ayaklarını yerden kesecek kadar güçlü ve kutsal bir duygu.İnsan kötü şeyler düşünmez oluyor.

Aşıklar birlikte olduğu zaman bile ayrılacaklarmış gibi ayrılığın acısını hissederler, çünkü aşkın içinde doyumsuz sevgi vardır, aşkın içinde öyle büyük hasret vardır ki el ele göz göze olduklarında bile sanki asırlardır görmemiş gibi birbirlerini özlerler, yemek yemezler ama sanki biraz önce yemiş gibidirler, birlikte düşünür, birlikte güler, birlikte ağlarlar, aynı duyguları birlikte yaşamaktan doyumsuz ve eşsiz keyif alırlar.

Her şeyin en üstünde aşk var.
- Aziz Paul

Aşk ve mutluluk içinde en çok anlam barındıran iki kelimedir.


Mutluluk Üniversitesi
Sayfa 118 - 119 - 120
Can Hikmet Değirmenci

- Alıntıdır -




23 Aralık 2016

The Happiest Day - Homework


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


I will get married one day like everyone else.My wedding will be very crowded.I will invite all my friends and relative.I will choose a special place for my wedding.The wedding hall will be the sea sight, and will be very big.I will wear a black suit at the wedding and my wife will wear a white wedding dress.That day will be our happiest day.I will choose the most beautiful songs for my wedding day.I will dance with my wife, but I won't forget my friends and relative.I will also spend time with them.After the wedding, I will go honeymoon with my wife.My phone will be off for a week.I will just spend time with my wife for a week.I will always love her throughout for the rest of my life, however I have to find someone to married before all.

18 Aralık 2016

Going to the Lake - English Conversation


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.

CATHY: ":Dad, what are we doing today?"
DAD: "Cathy, it's a surprise."
CATHY: "Is it a special occasion?"
DAD: "No, Just a short family trip."
CATHY: "Does Mom know?"
DAD: "If course.It was her idea."
CATHY: "Where is Mom?"
DAD: "She is at the store getting things for our trip."
CATHY: "I'm so curious.Can you please tell me?"
DAD: "No.You have to be patient."
CATHY: "Ok.Can I help you with anything?"
DAD: "Sure.Why don't you pack your swimsuit and life jacket?"
CATHY: "I know what we're doing!"
DAD: "You do?"
CATHY: "Yes.We're going to the lake!"
DAD: "How did you know?"
CATHY: "You asked me to pack a swimsuit and a life jacket.Alseo, you are pulling out the canoe from the garage."
DAD: "It looks like I can't keep a secret."

Picnic by the Lake - English Conversation


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.


JOE: "Hi mike.What are you doing today?"
MIKE: "Hi Joe.My family and I are going to the lake.We're going to have a picnic."
JOE: "That's sounds like fun."
MIKE: "Do you want to join us?"
JOE: "May I? I would love to join."
MIKE: "Sure.We are leaving at 10:30."
JOE: "Ok.Let me ask my parents.What should I bring?"
MIKE: "You should pack swim trunks and a life jacket."
JOE: "Ok.How about food?"
MIKE: "My parents are going to pack some food.There will be plenty for you too."
JOE: "Thanks.I'll be back as soon as possible."
MIKE: "Try to come back before 10:30."
JOE: "I will.If I can't go, I will call you."
MIKE: "I hope you can come with us."
JOE: "Me too.I have no plans today."
MIKE: "See you soon."
JOE: "I hope so!"

Afternoon Picnic - English Conversation


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.

CATHY: "Mom, can we have a picnic this afternoon?"
Mom : "Sure, Cathy.Where should we have it?"
CATHY: "How about the lake?"
Mom: "That's a great idea."
CATHY: "What should we pack for lunch?"
Mom: "I can make ham sandwiches and potato salad."
CATHY: "Yummy.I love ham sandwiches and potato salad."
Mom: "Tell your sisters about the picnic."
CATHY: "Ok.I think it is going to get hot later today."
Mom: "That's good.It will be a good day for a swim in the lake."
CATHY: "I'll tell Cindy and Alison to wear their swimsuits."
Mom: " Don't fotget to pack your life jackets too."
CATHY: "Ok.Will Andy be joining us?"
Mom: "Of course, your brother will be joining us.Where is he?"
CATHY: "He's taking a nap on the couch."
Mom: "Let's wake him up."
CATHY: "You can wake him up.I'll get my sisters."
Mom: "Andy, wake up.We're going to the lake."

13 Aralık 2016

Anlık Mutluluklar


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Hiç birine bakmak istemeyip gözlerinizi ondan alamadığınız oldu mu? Araya mesafe koymaya çalışıyorsun da anlık göz göz gelmenin ardından içinde fırtınalar kopmasına sebep oluyor.Aslında biliyorsun, senin için ağaçtaki yasak elma ama cazibesi karşısında eriyorsun.Arada kalmak çok zor.Aklın " yapma " derken, hislerine engel olamıyorsun.

Bir iki kelime dışında hiç konuşmadık.Karakterini tanıma fırsatım olmadı.Neden bana baktığını soramadım.Neden onu izlediğimi hala tam olarak bilmiyorum.Dış görünüşünü beğenmeme rağmen sırf bu yüzden beni çekiyor da diyemem.Yalnız göz göze geldiğimiz anlarda donup kalmasına bayılıyorum.Başkasının göremediğini sizin gördüğünüz anlar olur bazen ve hemen ardından yüzünüze istemsiz bir tebessüm oturur.Bu küçük çaplı ama bir anlamı olmayan mutluluklar alışkanlık haline geldi.Orada olmadığı zaman  istemsiz insanın gözleri onu arıyor.Belki de gülümsediğinde ki masumiyeti hoşuma gidiyor olabilir.Tabi birde ona güzelliği de ekleniyor.

İlk günlerde beni bu duruma sokacağını bildiğim için gıcıklık yapıp ona ters gitmek istesem de zamanla karşısında sessizleştim.Bir sonuca varamayacağımızı biliyorum.Belki ileride konuşup onu daha yakından tanıma fırsatı yakalayabilirim.Şuan için gizemli çekiciliğine yapacak pek bir şeyim yok.Hanfendiyi de deşifre etmek istemediğimden onu daha iyi kafanızda canlandırmanızı sağlayacak özelliklerini yazmadım.Haliyle mekanı da yazıp ince detaya giremezdim.Neden olumsuz düşündüğümü soracak olursanız da, sormayın efendim.Sonra kız hakkında kötü düşüneceksiniz.

Sizinde böyle hissettiğiniz birileri olmuştur.Olmayacağını bildiğin ama yinede seni kendine çeken hisler.

Eğer bir gelişme olursa ileride yazarım.

12 Aralık 2016

Yarın Çok Geç Olmadan


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Mutluluk, mutlu olmak, sevmek, sevilmek veya birine sırılsıklam aşık olmak.Farkında olmasak da temel ihtiyaçlarımıza nasıl gereksinim duyuyorsak, aynı şekilde bu duygularında ruhumuzu canlı tutması için ihtiyaç duyarız.Tanrı topraktan Adem'i yarattıktan sonra yanına Havva'yı verdi.İnsanlığın yaradılışından bu yana çok uzun bir zaman geçse de her insanoğlu kaderindeki Adem'i veya Havva'yı hep arıyor.Hayatını geçireceği, doğru kişiyi bulana kadar.

Yalnızlık sadece Allah'a mahsus.İnsan yalnız yaşaması için tasarlanmadı.Binlerce çeşit hayvanın bile eşi varken insan gibi zeki bir varlığın yalnızlığı seçmesi tamamen kendi bireysel salaklığını göstermektedir.Bazıları vardır ya hani ortamda '' Ben evlenmeyi düşünmüyorum.'' derler.Geri zekalı düşüne bilsen böyle bir şey söylemezsin zaten.

Ergenliğin rahatlığı, öz güveniyle zamanında bende söyledim.Lakin yaşınız biraz ilerleyince ve alt kısımla düşünmeyi bırakıp beyninizi kullanmaya başladığınızda anlıyorsunuz ki bu hayatın çilesi yalnız başına çekilmez.Tek başına bir yere kadar dayana bilirsin.Sonra arayışlar başlar.Mutlu olmak, sevdiğini kollarının arasına alıp huzur bulmak istersin.

Gözü yükseklerde olmayan biri genelde kendine göre birini bulmak ister.Aynı dili konuşmak önemlidir.Sofi bir erkekle Hıristiyan bir kızın ilişkisi ortada devasa bir aşk yoksa pek uzun sürmeyecektir.Boşuna " Davul bile dengi dengine. " dememişler.Anlaşamadığın biri ne kadar güzel olursa olsun bir süre sonra yorar.Hayatı çekilmez hale getirir.Günümüz boşanmalarının artmasının sebebi bir birilerini yanlış tanımalarından kaynaklanıyor.Henüz evli değilken tercihinizi de gözden geçirmeniz sizin yararınıza olur.En azından " Ben bu adamla veya bu kızla bir ömür geçiririm, çokta mutlu olurum. " demelisiniz.

Eğer gerçekten birbirinizden hoşlanıyor ve duygularınızdan eminseniz bir şeyler yaşamak için birlikte adım atın.Sadece biri tarafından sevilip, mutlu olmak için yapıyorsanız bu karakterinizde ciddi problemler olduğunu gösterir.Muhtemelen ilgi manyağı, yalnız kalamayan, egoist, karaktersiz birisiniz.Karşınızdaki de sizin gibi bir insan evladı ve sizin gözlerinizin içine bakıyor, ona birazcık sevginizden vermeniz için.Bu karşınızdaki kişide olabilir.Size ilgisiz davranıyor olabilir.Böyle insanların enpati yeteneği olmadığından sizi anlamaları çok zor olacaktır.Karşılıklı duyguların sağlanmadığını düşündüğünüz ilişkilerinizde, kendinize " Ben bu ilişkiyi bir ömür sürdürebilir miyim? " sorusunu sormanızda fayda var.Aradığınız doğru kişi belkide hala sizi bekliyor olabilir.

Güneş hala doğuyorken, mutlu olmak, sevmek, sevilmek için yarın çok geç olmadan size gerçekten değer verenleri tekrar bir gözden geçirin.İnsanı en iyi anlayan kendine yakın hissettikleridir.Kendine yakın hissettiğin insanlarla aynı düşünce yapısını paylaşırsın.Aynı düşünceleri paylaştığın kafa dengi insanla da çok keyifli bir hayat geçirirsin.Sonuçta sen siyah derken gelip beyaz demeyecek.Tabi Beşiktaşlıysanız işler değişebilir.



9 Aralık 2016

Bad Dog


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.   


  When I was child I went to village for a holiday.I was 8 or 9 years old.One day, My grandfather gave me bread to feed the dog.I took bread and I went to back yard.When I went to near the dog I realized.He forgot connecting dog chain.It saw me and It got up.I scared.I started running but It didn't leave my behind.It was faster than me.I screamed for help.Nobody heard me.Finally, It bit my ass.When I threw the bread, it left me.It went to eat bread.

8 Aralık 2016

Gelecekten Replik


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.

-  Sanki daha önce bir yerde görmüştüm sizi!
+ Aynı dünyadan dünyadan hatırlıyor olabilir misin?
-  oh Madam, kalp atışlarınızdan hatırladım sizi!
+ Hatrınız bir hayli derinlere işlemiş olmalı...
- Tabi, 10 saniyeliğine aynı dünya benim olmuştu ve bilirsiniz b/aşka bakardım ela gözlerinize!
+ Peki ya şimdi, ben hala aynı adama mı bakıyorum.
- Size şöyle anlatayım Madam, tüm yıldızlar düşerken denize ve toprağa... Ve rüzgar, kızgın seslerle devam ederken mutluluğu getirse de burnuma, çıksam da gökyüzüne, yerdeki yansımam düşürür yine beni bıraktığınız yere.Bir hüzün demeti aklınızı doldursa da hatırlayacaksınız söyleneni... Dünyanın görüp geçirdiği tüm iyi adamlarca söyleneni...

Göreceğiniz bir başka adamdır! Senin ve benim gibi görünen geçmiş gibi hissetmeyen.

15.08.2014 / 00:05

Yalnız Hissetmek


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz. 


   Hiç yalnız hissettiğiniz oldu mu? Demek istediğim ailenize, arkadaşlarınıza hatta sevgiliniz olmasına rağmen yalnız hissettiniz mi? Tıpkı bu gece gibi... Sorunun bizden kaynaklı olduğunu düşünmüyorum.Akli dengemiz yerinde, delirmedik.Sadece hayatımız istediğimiz gibi gitmiyor ve bazı geceler boşluğa düşüyoruz.

Bir tarafta çalan slow şarkılarınız, diğer tarafta düşünceleriniz.Masanın üzerinde geçen ay hevesle aldığınız kitabınız ve soğumuş yarım fincan kahveniz... Sanki bir şeyleri tamamlamakta zorlanıyoruz.Çok mu yoğunuz? Yoksa çok fazla mı düşünüyoruz? Kitap okumamı bekliyor, kahve artık içimi ısıtamayacak.Sanırım onlar bu gece yine birlikte sabahlayacaklar.Güzel bir kitabın yanına sert bir kahve yakışırdı zaten.

Bizim ise en yumuşağından sarılacak extra bir yastığımız var.Çok gece eşlik etti bize öyle değil mi? Hakkını yemeyelim hiç konuşmadığı halde çok iyi dinliyor.Ben en son ne zaman ağladığımı hatırlamıyorum.En azından 5 yılı aşmıştır.Göz yaşlarının sel olduğu bir gece yarısı yastıktan daha iyi gelecek bir şey yoktur.Özellikle kız arkadaşlarımdan duyduğum bu şekilde.Kova kova ağlayan erkek arkadaşlarımda oldu.Onlar genelde ağlayacak bir omuz aradılar.Bazıları acısını tek başına kaldıramayacağından dayanacak bir omuz arar.Bazıları ise göz yaşlarını kimse görmesin diye yastığa gömülürler.Sessiz sedasız tüm acısını, yastığı sıka sıka akıtırlar.

Gecelerimiz farklı, gecelerimiz uzun... Günün koşuşturmacası bitip  odaya çekildiğimizde hemen uyumak istemeyiz genelde.Bazı gecelere birkaç bira eşliğinde devam ederiz.Kimi gece sevgilimizle mesajlaşırken uykuya yenik düşeriz.Kanaatimce en güzel uykuya geçiş şekli.Ne kadar karşı tarafta mesaj bekleyen biri olsada.Uyuduğun da büyük ihtimal ile sevdiğini görüyorsun.Yani eskiden görürdüm.Artık o kadar şanslı değilim.Şimdilerde şarkılarla uyumaya çalışıyoruz.Annesinin söylediği Nenni ile uyuyan bebek gibi.

Böyle gecelere alıştık aslında.Sık sık yaşadığımızdan sıradanlaştı.Ben çözümü erken yatarak ve slow şarkıları açmayarak buldum." Benim biyolojik saatim bozuk, öyle erken uyuyamıyorum. " diyorsanız gidin eczaneden 25 mg Tofranil alın.Sakinleştirir uykunuzu getirir.Gençsiniz bir zararı dokunmaz.Daha kaç gece bu boşlukta yaşayacaksın? Arada durgunlaştığımız zamanlar oluyor bu gece gibi.Lakin her gece bu moda girmek kendine zarar.Şunu diyebilirim ki; sen kafayı yercesine onu düşünsen de, özlesende, çözüm yolu arasanda bazen olmayınca olmuyor.Sonra kendini boşluğa düşmüş gibi yapayalnız hissediyorsun.

Birazda kendini düşünmenin vakti gelmedi mi? 

7 Aralık 2016

İncir Çekirdeği


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.


Hoşlandığınız birine " Aşkım " der miydiniz? Sevmiyorsun sonuçta alışma süreci, flörtünüz gibi düşünün.Peki daha sevip sevmediğinizden emin değilsiniz hatta net olarak sevmiyorsunuz çıkar mıydınız sadece hoşlandığınız kişiyle? Son olarak şunun düşünün, son zamanlarda hoşlandığınız kişiyi 6 yıldır tanıyor ve ilk başlarda kısa bir birlikteliğiniz oldu.Sonrasında yıllarca arkadaş olarak devam ettiniz.Şimdi ise size şans verdiğini hatta yakın olmaya çalıştığını söylüyor.

Kendini zorlayarak beni sevecek.Sevgi bu kadar basit mi? Bu spor değil ki.Bugün 3 km koştum yarın 5 km koşacağım diyerek kendine hedef koyacaksın.Söylemeden önce biraz olsun düşünmeli, yapmadan önce ne yapacağını bilmelisin.Bir insanı kırmak, güldürmek gibi bir şey değil.

Arkadaşlığımız sevgili olmanın eşiğindeydi çoğu zaman.Durdururduk birbirimizi.Sonunda mutlu son dedim.Tamamen güvendiğim, yanımda olmasından mutlu olduğum, bir zamanlar beni sevmiş, bana hep iyi davranmış, yanımda olmaya çalışmış, yeri geldiğinde güldürmek için saatlerce uğraşmış, eksikliğini her gittiğinde hissettiğim ve sonunda içimde güzel duygular beslediğim sevgilim.

- Sen incir çekirdeği kadar sevginle hoşlanıyorum derken ben 9 günde içimde incir ağacı yetiştirdim.Haklısın senden benim gibi sevmeni bekleyemem.Ağır gelir bünyene.

Ne İstediğinize Dikkat Edin


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.

   

  Mazoşist biri değilim.Kesinlikle kendime acı çektirmekten zevk almıyorum.Çok önceden " Keşke biri benden ayrılsa da acı çeksem. " demiştim.Ayrıldığım kişinin üzüntüsünü gördükten sonra  çocuksu bir düşünceyle cezalandırmak istemiştim kendimi.Birine acı çektirmeye hakkım yok diye düşünürdüm.Genelde ilişkiler mutlu son ile bitmez 18'li yaşlarda.Küçücük çatlakları abartıp büyüttüğümüz için oluk oluk su akmasını sağlarız.Nihayetinde de akar suya dönüşür önünü kesemeyiz.Bu yüzden her kurtaramadığım aşka zaman kaybı olarak bakardım.Bitmeyecekmiş gibi sever, gelecekte en mutlu biz olacağız diye inandırırdım kendimi.

Bu akşam konuşulanların burukluğu var hala üzerimde.Belkide Tanrısal bir mesaj olmalı diyorum.Sonuçta bir zamanlar cezalandırmak istemiştim kendimi ve oda en zayıf olduğum anımı bekledi.Yinede çok inandırıcı gelmiyor bir taraftan.Bu kafayla düşünen, hareket eden biri değilim." Herkes ektiğini biçer. " hadi ya ben sevgimi ektiğim çok zaman oldu da hasat zamanı elim boş döndüm.Ne yani kader doğru kişiyi karşımıza çıkarmadan önce biraz sürünmemizi mi istiyor? Tamamen saçmalık!

İlerisini göremediğim biriyle de devam edemezdim.İki taraf içinde sınırları zorlayan bir ilişki olurdu.Neredeyse bütün ilişkilerimi ben sonlandırmış olabilirim.Bu sevmediğim veya sadece bir amaç için çıktığım anlamına gelmiyor.Keşke sorunun bende olduğunu düşünüp onlar ayrılsaydı.Bende yanlışlarımı görür, " Bana katlanamadı ve haklı olarak ayrıldı. " derdim.

Uzun süre önce geçmişle yaşamayı bıraktım.Gerçekten tam bir çıkmaz sokak.Geçmişindeki keşkeler yüzünden şu anki yaşadığın anı kaçırıyor ve geleceğini yaşayamıyorsun.Eğer varsa geçmişte takılı kaldığınız birileri lütfen kendi iyiliğiniz için onu geçmişte bırakın.Çünkü sürekli kafanızı karıştıracak ve doğru düşünemeyeceksiniz.

Kendime acı çektirmek istediysem de doğru düşünceler ile söylenen bir şey değildi tabiki.Şimdilerde sevmek isterken acı çekiyor ve nerede yanlış yaptığımı düşünmeden edemiyorum.Duygularımı ifade edememiş olmalıyım.Ters giden bir şeyler var.Başlarda çocuk gibi sevindiğim anlar oldu, bu akşam ise tek başıma 70'lik devirecek durumdayım.

6 Aralık 2016

Yalanlar Karışmış Gerçeklerimize


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz. 



   Kendimize bile söyleyemediklerimiz vardır.Aslında biliriz gerçeği, kandırırız kendimizi.Gerçeğin ardında yatanlar ağır geleceğinden görmemezlikten gelmeye çalışırız.Kaçacak yerimiz kalmayıncaya dek saklanırız onlardan.

Bildiğin bir şeyin ağır gelmesi ne kadar saçma.En başında yalanlar ile kendimize yeni bir gerçek yarattığımız için acıtıyor en nihayetinde canımızı.Mutlu olmak istiyorsun.Sevmek, sevilmek istiyorsun tüm kalbinle.Sonunda kalbin beyninin oyununa yenik düşüyor, kendi kendini yakıyorsun.

Söylemek istemediğin gerçeklerin tesadüfen ortaya çıkıncada bütün büyüsü bozuluyor.Sessizleşiyorsun, duymuyorsun söylenenleri, önemi kalmıyor hiçbir şeyin.Deprem olmuşta 100 katlı bir gök delenin en alt katında kalmışsın gibi.Bağırıyorsun ama sesini duyan yok.Belki de hiç bulamayacaklar seni, korkuyorsun.Tamamen enkazsın ve kendini kurtarabilmen için sesini duyurmaktan başka bir seçeneğin yok.Ya öleceksin sessiz sedasız yada yaşamayı seçecek, sesini duyurana kadar bağıracaksın.

Gök yüzünden gelecek olan o eli bekliyoruz.Gelmeyincede enkazın içinde kendi yalanlarımızla kendi gökyüzümüzü yaratıyoruz.Ya çoktan öldüysek? Yada arafta sıkışıp kaldıysak ve sürekli kendi döngümüzü yaşıyorsak? Bu düşünceler sonsuza kadar gider.Kimse bilemez gerçeği kendimizden başka.İlk yardımı dışardan beklemek yerine bazen kendimiz yapmamız gerekir bu yüzden.

Kendiyle barışık insana ağır gelmez gerçekler.Problemleri büyütmez hiçbir zaman.Çünkü bardağın dolu tarafıyla bakmayı bilirler.Dolu tarafıyla yetinip " Komple boş olmasından iyidir. " derler.Boş yere kandırmazlar kendilerini.Olduğu gibi severler karşısındakini " Keşke biraz daha dolu olsaydı. " demezler.O kadar güzel severler ki, olsa da eksik tarafları sevdiğinin, zamana bırakır kırmadan düzeltmeye çalışırlar.Hiçbir zaman salak yerine koymazlar sevdiğini.Gerçeği bildiği halde yalanlar getirip koymazlar önüne.Kırmamak, incitmemek için.

Peki ya sen hangisisin? Gerçeklerden kaçıp bardağı ağzına kadar dolu gören mi? Yoksa gerçekleri olduğu gibi kabul edip bardağın dolu tarafıyla yetinmeyi bilen mi?

28 Kasım 2016

Arkadaşlar mı? Sevgili mi?


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.



   Arkadaşlar mı? Sevgili mi? Hangisi daha önce gelmeli? Senin için kim daha önemli? Sen yokken arkadaşlarım vardı dediklerin mi? Yoksa O benim bir gün eşim olacak, hayatımı onunla paylaşacağım dediğin kişi mi? Kimse o kadar yıllık arkadaşlarını bir kenara atamaz.Kimse gönlünü kaptırdığı kişiyi kenara atıp da kıyamaz. Karar vermesi zor bir durum olsa da zaman zaman bu ikilemin içinde kalıyoruz.Ben kendi düşüncelerimi iki ayrı taraftan bakarak anlatmak istiyorum.

Arkadaşlar mı?

Arkadaş senin ailenden sonra gelen hatta kardeş yerine koyup kendi öz kardeşlerinden ayrı tutmadığın kimse veya kimselerdir.Burada hepimiz hem fikiriz.Her zaman yanında olan acını, sırlarını, sevinçlerini vb. paylaştığın ve birlikte takılmaktan zevk aldığımız epey kardeşlerimiz var.Seni doğruların ve yanlışların ile kabul eden kişiler, yerine göre yardım ettiği gibi yerine göre de yanlış yaptığın olaylarda tıpkı '' Dost acı söyler '' sözü gibi uyarırlar.Yalnızlıktan öleceğim galiba dediğimiz zamanlarda telefonu elimize alıp akşam buluşuyoruz itiraz istemiyorum veya Neredesiniz? mesajları bizi ölmekten bir nebze kurtarıyor.Yanlarını gidip kafa dağıtıyor, sevgili ile bozuştuysak yardım için veya onlarda bir sıkıntı varsa yardım etmek için koşuyoruz onlara.Kesinlikle hayatımızı olumlu yönde etkiledikleri çok zaman oluyor. '' Arkadaşsız insan tamamen yalnız insandır '' demişti birisi.Sonuna kadar haklı.Gençliğini veya orta yaşlarını sadece sevgilin ile yada sadece eşin ile geçiremezsin sonuçta.Birlikte yapılan aktiviteler insanın motivasyonunu her zaman yerine getiriyor.Gerçekten kardeşim olarak gördüğüm kişilere biraz örnek verdim.

Sevgili mi?

Sevginin, sevgilinin tanımı yazmak o kadar kolay değil.Bu tanım: kimi? nasıl sevdiğin? ile alakalı bir durum.Aşk adına yüzyıllardır romanlar, hikayeler hatta destanlar yazılmıştır.Savaşlar yapılmış, aşk adına hayatlar verilmiştir.Biz bir Mecnun yada Ferhat değiliz belki ama her insan gibi bizimde kalbimiz bir sevdiğimiz hep yanımızda olsun istediğimiz var.

Başınızdan bin bir türlüsü geçmiş olabilir.Aldatılmış, terk edilmiş, sevilmemiş, acı çekmiş olabilirsiniz.Hangi aşk başında sana acı çekeceksin diyor ki.Denemeden bilemiyoruz bazı şeyleri.En zoru da doğru kişi mi? diye emin olamıyoruz.Alnında yazmıyor ki kaderin nereden bileceksin.Aslında bazen yazıyor da görmemezlikten geliyoruz.Rahat batıyor, uğraşmak istemiyor, eski sorunların çıkacağı korkusuna kapılıyor veya hazırlıksız yakalanıyoruz.Bu durumlar biraz istisna sayılabilir.Kimse her zaman yanında olan, acaba bir gün olabilir mi? dediği kişileri kaybetmek istemez.Bu egomuzdan kaynaklı nasıl olsa avucumun içinde olayı değil.Bu çıkarda ayrılırsak kaybedeceğim korkusundan ibaret bir durum.Doğru zamanın gelmesini ve karşılıklı duygularından emin olmayı beklediğimiz durum gibi.Yani olgunlaşıp sonunda tamam al ömrümün geri kalanı senin olsun dediğimiz, gerçek aşkı bulduğumuz kişidir, doğru kişi.

Ömrünün geri kalanını onunla birlikte geçirmek ... Hadi aklına getir o sevdiğini, nasıl güzel olurdu onun ile bir ömür paylaşmak? Zaten onun ile birlikte isen ne mutlu sana.Gençlik yıllarında küçük kaçamaklar, sadece kendinizin anladığı yüz ifadelerinden oluşan bir dil, iki ayrı bireyin oluşturduğu bir tutam aşk.Başlangıçta güzel gelecek olan bir tutam aşk, doğru yön verdiğin zaman bir ailenin kapısını aralayacak olan bir hayat arkadaşı.Eğer doğru kişi diyorsan küçük düşünemezsin! Senin yatağını, evini, en sevdiğin çikolatanı, en sevdiğin şarkını, sevgini, hayatını paylaştığın kişi olacak sonuçta.Eğer bir karar veriyorsak arkasında durmayı da bilmeliyiz.Umursamazlık aşkı boşluğa iterek köreltir ve en nihayetinde de bitirir.Onu olduğu gibi sev! Değiştirmeye kalkma ona doğru yolu göster.Çünkü ikisi farklı şeylerdir.Değiştirmeye kalkarsan incitirsin, doğru yolu gösterirsen kendi diliniz ile seni bir kat daha sevmesini sağlarsın.Ömrünün geri kalanı işte bir zamanlar sevgilin, bir zaman sonra sevgili karın, biraz uzak bir tarih olsa da sevgili çocuklarının annesi olacak.Hayata el ele göğüs gereceğin insan, zor günlerinde sadece gülümsemesiyle seni mutlu edecek.Geleceğini onun hayalleriyle süslediğin bir birliktelik seni mutlu sona götürecektir.Sevgilinin tanımını, sevgiliye nasıl bakılması gerektiğini kendimce kısa olarak anlattım.Daha çok değineceğim bir konu olsa da...

28.11.2016 Son kısımı yarın akşam yazıp gece yayınlayacağım.Sandığımdan uzun sürdü hatta düşencelerimi özetledim de yazdım diyebilirim.Umarım bu sefer bu postu 100 kişiye okutabilirim :)







25 Kasım 2016

Beautiful Snow?


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Some people like snow, but I do not.Snow is beautiful when it falls.After a few days, the snow is not beautiful anymore,It starts to melt, and the clean streets become messy.It is difficult to walk anywhere.The sidewalks are slippery.Snow also causes traffic problems.Some roads are closed.Other roads are hard to drive on safely.Drivers have more accidents on snowy roads.I understand why some people like snow, but I don't like it very much.


Adjectiv : Sıfat

1. Beautiful : Güzel
2. Clean : Temiz
3. Messy : Dağınık
4. Difficult : Zor
5. Slippery : Kaygan
6. Closed : Kapatılmış
7. Hard : Zor

Verb : Fiil

1. Like : Hoşlanmak, Sevmek
2. Fall : Düşmek
3. Start : Başlamak
4. Melt : Erimek
5. Become : Olmak
6. Walk : Yürümek
7. Drive : Sürmek
8. Have : Sahip Olmak
9. Understand : Anlamak

Noun : İsim

1. People : İnsanlar
2. Snow : Kar
3. Day : Gün
4. Street : Sokak
5. Sidewalks : Kaldırımlar
6. Traffic : Trafik
7. Problem : Sorun
8. Road : Yol
9 Accident : Kaza


Taipei 101


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.   




I work in one of the world's tallest buildings - Taipei 101.This building is in Taipei's business district.Taipei 101 opened to the public in 2004.It is made of steel and glass panels, so it has a beautiful silver color.It has 101 floors.There are even five more levels below the building! Many international businesses have offices in Taipei 101.There are great places to shop in the building, too.I am proud to work in such an important place.

Adjectiv : Sıfat

1. Tall : Uzun
2. Great : Harika
3. İmportant : Önemli
4. Beautiful : Güzel
5. Proud : Gururlu
6. İnternational : Uluslararası

Verb : Fiil

1. Work : Çalışmak
2. Opened : Açıldı
3. Made : Yapıldı
4. Have : Sahip Olmak
5. Shop : Alış Veriş

Noun : İsim

1. Building : Bina
2. Business : İş, Ticaret
3. District : İlçe, Bölge
4. Public : Halk
5. Steel : Çelik
6. Glass : Cam
7. Panel : Panel
8. Floor : Zemin
9. Office : Ofis
10. Place : Yer
11. Level : Seviye




The Best Place to Relax


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.

   
  My back porch is my farovite place to relax.First, it has lots of comfortable chairs with soft pillows.I feel so good when I sit in them.My back porch is also very peaceful.I can sit and think there.I can even read a great book and nobody bothers me.Finally, in the evening, I can sit on my porch and watch the sunset.Watching the beautiful colors always calms me.I can relax in many places, but my back porch is the best.

Adjectiv : Sıfat

1. Beautiful : Güzel
2. Soft : Yumuşak
3. Good : İyi
4. Peaceful : Huzurlu, Sakin
5. Great : Harika
6. Comfortable : Rahat

Verb : Fiil

1. Relax : Rahatlamak, Dinlenmek
2. Feel : Hissetmek
3. Sit : Oturmak
4. Watch : İzlemek, Seyretmek
5. Calm : Sakinleştirmek
6. Think : Düşünmek
7. Read : Okumak
8. Bother : Rahatsız Etmek

Noun : İsim

1. Porch : Veranda
2. Place : Yer
3. Chair : Sandalye
4. Pillow : Yastık
5. Book : Kitap
6.  Evening : Akşam
7. Color : Renk
8. Sunset : Gün Batımı

24 Kasım 2016

My Ideal Vacation


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


I have a dream to visit Alaska.The weather is beautiful there.I love cold Weather.When the temperature is low, I have energy!I also want to visit Alaska because I love nature.Alaska looks so pure and natural.I dream about its scenic lansscape.In addition, there are wild animals.Finally, I want to learn important information about the native people of Alaska.Their culture sounds very interesting to me.I hope to visit this wonderful state soon.



























Adjectiv : Sıfat

1. Beautiful : Güzel
2. Cold : Soğuk
3. Low : Düşük
4. Pure : Saf, Temiz
5. Scenic : Manzara
6. Wild : Vahşi, Yabani
7. Native : Yerli
8. İnteresting : İlginç
9. Wonderful : Harika
10. İmportant : Önemli

Verb : Fiil

1. Have : Sahip Olmak
2. Love : Sevmek
3. Want : İstemek
4. look : Bakmak, Görünmek
5. Dream : Hayal Etmek
6. Learn : Öğrenmek
7. Hope : Umut Etmek
8. Visit : Ziyaret Etmek

Noun : İsim

1. Weather : Hava
2. Temperature : Sıcaklık
3. Energy : Enerji
4. Nature : Doğa
5. Natural : Doğal
6. Landscape : Manzara
7. Animals : Hayvanlar
8. İnformation : Bilgi
9. People : İnsanlar
10. Culture : Kültür
11. State : Devlet

23 Kasım 2016

Güzel Bir Öykü


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz. 



    Seni seviyorum diyebiliyorsam, bu sende bütün insanlığı, bir anlamda canlı olan her şeyi ve yine sende kendimi seviyorum demektir.Öyle kuru kuru sevmek değil.Güzel gelen her halinden güzel giden her konuşmaya, ağlamaklı olmuş gözlerinden boynundaki huzurun kokusuna ... Bir anda oluşmuş bir sevgi değil.Yeni farkına varıp sözlerinde kendimi aramıyorum.Kendimi hatırlatmaya da çalışmıyorum.Koşamıyorum da arkandan ... Bilirsin sen beni.Yenileceğimi anladığım an çıkış yolu ararım kendime.O yüzden bile bile düşmek istemiyorum.Sadece bir kaç kere '' Seni Seviyorum '' diye bildim sen oyun sanarken.

Anlamanı beklemiyorum sana anormal gelen halimi.Bana bile yabancı aslında.Uzun zaman olmuş birinin karşısında güçsüz kalmayalı.Elimde oynayacak işe yarar kartta kalmadı.Artık neysem oyum karşında.Farkında olmadan yenilmişim güzel gülüşlerine.Ayıp değil mi bir adamı bu kadar düşürmek? Hemde tanıdığın her şeyini bildiğin adamı.'' Seni Seviyorum '' kelimelerini yasakladın bana.Oysa bağıra bağıra çok söylemek istemiştim.

Anlatacak güzel bir öykümüzde olurdu.Üşenmez yazardım.Dilden dile dolaştırırdım öykümüzü.Geçmiş neleri kaçırdığını fark ederken gelecek nesillere örnek olurduk.Mutluluğun mutluluğum olacaktı.Hatta seni mutlu edeceğini bilsem Ay'da hayat bile bulurdum.

Hayallerimin ve düşüncelerimin sınırı yok.Mantığımın almadığı tek konu var.Karşında durmuş sevgini beklerken senin geçmişine, geleceğine, gidenine ve gelenine ağlayıp rahatlamak istemen.Bana iyi ki varsın derken başka tarafta kurduğun bu cümlede kendimi bulamadım.


16 Kasım 2016

Hep Yanımda Kal


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz. 


   Sadece ben mi görüyorum bunu, yoksa sende farkında mısın? Farkındasın da belli mi etmiyorsun? Karşında oturmuş seninle havadan sudan konuşurken, sadece arkadaş olarak bakamıyorum sana.Yine abartıyor muyum sıradan bir buluşmayı? Belkide bahane arıyorum senin hakkında yazmak için.Şunu biliyorum ki seni izlerken gördüklerim sıradan olamayacak kadar güzel ve yazmak için en güzel bahane.

Bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama birlikteyken hiç bir tartışma ciddi boyutlara gelemez.Sana olan kırgınlıklarım neredeyse hepsini telafi ettin.Seni biraz kızdırmış olsam da artık kusura bakmazsın.Bunu bilmem gerekiyordu.Seninle geçen bu kadar zamanın ardından son zamanlarda geçirdiğimiz restli kavgalara aslında o kadarda takılmamam gerekiyormuş.Evet küçük bir testten geçtin farkında olmadan.

Belki bu seninle benim aramda zamanla oluşmuş bir davranıştır.Ciddi olup kızman gerektiğini bilirken yüzüme bakıp gülümsemen, bende farklı duygular yaratmıyor değil.Artık her telefon kavgamızda haklısın ama yanımdayken işlerin değişeceğinden emin olabilirsin.Restlerin söylediğin gibi anlık sinirden ibaretmiş.Tamam, söylemiştin.Evet, tekrar tekrar söylemiştin.Haklısın.Benim hatam ama görmem gerekiyordu.

Bacağındaki sıkıntı için doktora gittiğimiz gün, güneş yüzüne her düştüğünde ela gözlerin ortaya çıkıyordu.Gözlerine ilk defa bakmıyorum, sadece sen hatırlamıyorsun.Her ortadan kaybolduğunda unutulmaya yüz tutsa da anılarımız, yinede ben o gözlerini unutamam.

Arkadaşız sonuçta ne kadar mahrum bıraksan da beni seni izlemekten.Gözlerimi kaçırmama sebep oluyor güzel yüzün.3 saniyeden uzun bakmamaya çalışıyorum.Bu ne demek biliyor musun? Aklım reddederken kalbime söz geçirmeye çalışıyorum.Hiç arada kaldın mı böyle? Kalma.Sakın bile bile yenilme bu oyunda kendine.Yorulursun.

Sorun seninle buluşmak olmadı hiçbir zaman.Sorun buluştuktan sonrası? Burada yazar şunu demek istiyor:

Yıllar yılları kovalarken senin hep bir telefon uzağımda oluşun, sevgililerimize rağmen bitmeyen muhabbetimiz, senden ayrılmış olsam da beni rafa kaldırmaman, uzun soluklu kavgalardan sonra hep ilk adımı atman, senin o güzel kalbin ve bitmek bilmeyen gülüşlerin zamanla bende bir iz bırakmış olacak ki karşındayken epey zorlanıyorum.Kız arkadaşımla kavga ederken seninle gülebilmek.Üzgün olduğumu bildiğin ve beni güldürmek için uğraştığın günler hala aklımda.Her biri farklı bir sebep seni sevmek için.Ve bu yazılanlar bir acı çekişin sonucu kesinlikle değil.Aksine senin gibi birinin hep hayatımın içinde olacağını bilmek, hele ki kardeşlerin bile satışına geldiğim şu günlerde beni fazlasıyla mutlu ediyor.Biz ne istersek onu oluruz seninle yeter ki sen hep böyle yanımda kal.

15 Kasım 2016

Sensiz Ben - 1. Sayfa


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Küçük bahçeli evimizin önünde, büyük kiraz ağacının altında oturmuş hem güneşten kiraz ağacının gölgesine sığınıyor hemde yeni başladığı kitabını hızlı hızlı okuyordu.Öyle dalmıştı ki bir kaç kez seslenmeme rağmen hiç duymadı.En sevdiği pozisyonu almış hafif esen rüzgarla birlikte sakin pazar gününün keyfini çıkarıyordu.Rüzgar saçlarını havalandırıyordu.Gözlüklerini takmayı da yine unutmuştu.İçimden '' çok okumasa bari '' diyordum.Okumayı severdi.Odamızda veya salonda kitap üzerinde uyuya kaldığı çok olurdu.

O hallerini saatlerce izlediğim olmuştu.Her yatağımıza yatırmak için eğilip seslendiğimde gözlerini hiç açmadan boynumla omuzumun arasına kafasını yaslar, sarılır götürmemi beklerdi.Yatağımıza yatırdığımda genelde elimi sıkardı.Yıllar içinde konuşmadan daha çok anlaşmaya başlamıştık.Elimi sıkıyorsa, beni yanında istiyor veya korkuyordu.Bende yatırdıktan sonra elimi sıkan elini öper hemen geleceğimi ona söylemiş olurdum.

Kahve yapacaktım kendime oda istiyor mu diye sormaya geliyordum yanına.Yanına gelirken, salıncaklı sandalyenin bir tarafına başını yasladı.Bana uykucu demesine rağmen bayılırdı uyumaya.Eğer başını yaslamaya başladıysa ve boynu azcık bükülmüş ise yarım saat içinde uyuya kalıyordu.Bende sormaktan vaz geçtim.Sadece kendime yapmak için mutfağa geri döndüm.

Kahvemi sigarayla birlikte içmek için dışarıya çıktığımda çoktan uyumuştu.Elimdekileri masaya bıraktım.Kitabını aldım ve başının altına en sevdiği Sünger Bob'lu yastığını koydum.Güzelce yayıldı salıncağa kiraz ağacının altında.Önceki haftalarda bunu yapacağını söylemiş olsa da istemsiz olarak uykuya yenik düşmüştü.Dayanamadım kondurdum yanağına bir küçük buse.

Sonra geçtim karşısına hem kahvemi içiyor hemde onu izliyordum.Arada sert esen rüzgarla birlikte ağaç dallarını birbirinden ayırıyordu.Tepeden inen güneş ışığı üzerine gelince yüzünü ekşitiyordu.Fazla sevmezdik güneşi.Denize gider hiç yanmadan dönmeye çalışırdık.Koruyucu kremden bembeyaz olur birbirimizle dalga geçerdik.Hatta deniz sefası bizim için eziyet olurdu.Kremden öpemediğimiz zamanlar birbirimizi '' başlıcam tatiline '' deyip isyan etmeye başlardık.


14 Kasım 2016

Daha İyi Bir Gelecek İçin Hedeflerini Belirle


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Hedeflerin yoksa, gelişi güzel hareket ediyorsan yakın zamanda b*ku yiyeceğini şimdiden bilmelisin.Günlük yaşamak, zamanını boşa harcamaktan başka bir şey değildir.Melankoli takılarak bir şeyleri yoluna koyamayacaksın.Zamana bırakmak çözüm değil.Gidende gelmiyor.

Problemin her ne olursa olsun bununla yüzleşmelisin.Sürekli bir umut içinde olmak seni sadece yıpratır.Hayallerin ile kendini gerçek dünyadan uzaklaştırırsın.Bugün geri gelmeyecek ama bugün kendin için bir şeyler yaptıysan belki yarın istediğin gerçekleşebilir.Zorlanırsın denerken, yorulursun, bırakmak istersin, ayrılmak istersin, hatta iletişimini kesersin herkes ile ... Zordur bunları atlatmak.Alışkanlıklarını bırakıyorsun sonuçta, süründüğün yerden ayağa kalkıp koşmaya hazırlanıyorsun.Bu noktada bir adım atamadan düşsen bile kesinlikle etrafındakilere aldırış etme.Sen en azından ayakta durabildin bir dahakine belkide koşacaksın.Onlar senin süründüğün yerde kan emer gibi hayatını emen işe yaramaz böcekten başka bir şey değil.

Bir kitap al kendine.İlk hedefin aldığın kitabı bitirmek olsun.Sonra 2 hafta içinde bir kitap bitirmeyi dene.Küçük hedeflerin bile büyük mutluluklar yaşatacak sana.Bırak millet ne düşünür demeyi, sen hayatını daha anlamlı kılmak için yap.Günün sonunda yüzünde iyi hissettiren tebessümle uyuyacaksın.

Unutmadan bu işin en iyi yolu kendini programlamaktır.Bildiğin robot gibi bilgisayarda yazılmış bir komut gibi kendi hafızana yazacaksın yapacaklarını.Kendin için daha iyi bir gelecek daha iyi bir sen için yapacaksın.Sana sıkıcı monoton geçen bir hayattan bahsetmiyorum.Tabi ki eğleneceğin zamanlar olacak ama önceliklerini unutma.Hedefin için o gün, kendi kararına göre yeterince çalıştıysan artan zamanda yapacağın kendini ödüllendirme daha iyi gelecek.

Tek kollu boksörün şampiyon olduğu gibidir bu iş.Eğer inanıp yerden kalkmasaydı efsaneleşmicekti kulaktan kulağa onun adını kimse söylemeyecekti.Şimdi sıra sende hedefini belirle, başaracağına inan, iradeni kullan ve kalk ayağa.Gerçekten istersen başaramayacağın hiçbir şey yok.

- Zorluklar karşısında bahane üreteceğine, bırak başarıların konuşsun.

11 Kasım 2016

Gri Olmak


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz. 


   '' Şu griliği bırak artık.'' diyenlere biraz açıklık getirelim artık.Kesinlikle gök kuşağında olmayan renklerdenim.Ben mat siyahım ama sen gri görürsün.Düzeltiyorum sen beni, ben nasıl görmeni istiyorsam öyle görürsün.Duymak istediklerini söylerim ama gerçekleri bilemezsin.Kendini haklı çıkartır beni söylediklerin ile ezmek istersin, benim bu anı beklediğimi bilmezsin.Beni tanıdığın kadar beni tanımıyorsun.

Kimsenin oyuncağı olmadım.Kimseyi tanımadan yargılamadım.Kimseyi gerçekten sevmeden '' seni seviyorum '' demedim.Kimse için kendimi değiştirmedim.Ben kardeşim dediğim insanları satmadım, direk sildim.Yalan söyleyeni de söylemeyi de hiç sevmedim ama hak edeni istediğim gibi inandırdım.

İnsanlara yukarıdan bakan ukala insanlar ... Dünyada olabilecek bir sürü karakter çeşidi varken neden böyle olmayı seçiyorlar anlamıyorum.Çevreye göre hareket ettiklerinden bu karaktere bürünüyorlar.'' Ben böyleyim. '' demek değil olay sen öyle olmak istediğin için öylesin.Yanındakilerine de bir ömür aynı yatağa yatacak gibi güveniyorlar.

Ben kesinlikle çok yanlış kişilere güvendim.En kral kardeşlerine, yanındayken o tatlı gülümseyişine, bir diğerinin sarılışına ... Biliyorum ki ileride hiç kimse eşimden ve çocuklarımdan daha değerli olmayacak.Onları sevdiğim kadar kimseyi sevmeyeceğim.Aile olmanın SEVDİĞİNLE bir hayat paylaşmanın duygusunu hiç bir arkadaş, kardeş hatta kendi annen, baban bile veremez.

İşte bu yüzden bana güvendiğin kadar doğruları duydun, beni düşündüğün kadar değerliydin.Beni avucunun içinde bildiğin kadar uzaktım sana.Geleceğim de senin olmayacağını düşünüyorsam sen griyi görürsün ama koşulsuz beni olduğum gibi sevseydin siyahı da beyazı da gayet iyi görürdün.

- Griliği anlattığım kadar kendi rengini göreceksin.

10 Kasım 2016

Eski Bir Kitap


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.


      Geçen günlerde yazdığım '' Olmayacak Bir Hayal '' adlı yazıdan sonra biraz eskilere gittim.Yeni yeni içinde bulunduğum durumun farkına varıyorum.Rüyanın etkisinde öyle kalmışım ki olay platonikliğe bağlamış.Ne kadar göstermemeye çalışsam da balık burcu, duygusal, birazda takıntılı biri olduğumdan geçmişte yaşadığım ve bu günlerde öyle güzel duygular yaşayacak birini bulamadığımdan, fark etmeden eski kitapları karıştırmışım.

Geçmiş ile yaşamak kesinlikle geleceği öldürüyor.Zaman zaman özlemini çektiğimiz anılar olsa da her zaman önümüze bakmak bizim için en iyisi olacaktır.Öyle düşünce yoğunluğu oluyor ki günlük hayatının her anını meşgul ediyor.Neden böyle oldu? Keşke ... Beni düşünüyor mu? vb. gibi sorular kafamızda dönen düşünce yoğunluğuna sebep olarak verilebilir.

Özlemini duyduğunuz kişinin sizde bıraktığı izlerde önemli etken.Uzun bir süre ondan daha iyisinin gelmeyeceğini düşünmek, beni diğer seçenekler karşısında kapalı tuttu.Buna yapılan hata sonucunda kendini cezalandırmada denebilir.Toz kondurmadığım bu süre sonunda, etraflıca düşününce o sevdiğim kız birlikte olduğumuz zamanda kalmış.Artık tamamen başka birisi.

Kimse dört dörtlük değildir.Benimde yaptığım çok yanlışlarım oldu.İstemeden birinin canını acıttıysam özür dilemeye çalışırım ama bitirdiğim bir ilişki kesinlikle keyfi bitmemiştir.Sadece dış görünüşe bakıp da birisiyle çıkmadım.Ne kadar güzel olursa olsun birlikte bir şeyler paylaşabiliyorsam, yani geleceğe dönük hayallerim oluşmaya başladıysa kendimi kaptırmış oluyorum.

Kendimi, güzel yeşil gözlerine kaptırdığım hanfendi hala yazdıklarımdan habersiz.Hayatında sadece ben varken güzeldik.Etrafındaki erkekler ve üniversite ortamı çoğalınca haliyle ilişki diye bir şey kalmadı.Bende eski kitabımı tekrar yerine koyuyor bu konuyu da burada kapatıyorum.

- Bitmiş bir ilişkide haklı taraf yoktur.Kaybetmiş iki kişi vardır.

9 Kasım 2016

Lucifer - Nasıl Bir Hayatın Olmasını İsterdin ?


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     

Nasıl bir hayatın olmasını isterdin ? deseler kesinlikle Lucifer'in 2. sezon 7. bölüm sonunu açıp izletirdim.Küçük Trixie ile Lucifer'in tatlı atışmaları ve sonrasında Chloe'nin Lucifer'e sarılışı beni baya duygusala bağlattı.O kadar içten bir sahneydi ki eminim izleyenler sıcak aile ortamını farketmişlerdir.

Bu sahneyi diziyi ilk izlemeye başladığım günden beri bekliyordum.Aralarında çok küçük ilerlemeler oluyor sonrasında liseli aşıklar gibi birbirleriyle atışıp duruyorlardı.Nedense bu diziyi kendim ile çok ilişkilendiriyorum.Chloe'nin ağladığı sahne bana dejavu yaşattı.Hem hüzünlendim hemde birbirlerine dahada yakın olmalarına sevindim.

Chloe karakter olarak kendini güçlü göstermeye çalışsa da aslında çok şefkatli, tertemiz bir kalbi var.Lucifer gibi birinin, hatta bizim gibilerinin böyle biri karşısında değer verdiğimiz her şeyi bir kenara atabilir ve sadece onun yanında mutlu olmak isteyebiliriz.Lucifer'in kanatlarından vaz geçip Dünya da Chloe'nin yanında suçla mücadele ettiği gibi düşlediğim tekrar yanımda olsaydı her istediğini yapar değer verdiğim her şeyden vazgeçerdim.Çünkü böyle insanlar kendinden çok sizi ve ilişkinizi düşündüğü için ömürlük severler.



7 Kasım 2016

7 Kasım Yalnızlar Günü


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.

     
Yalnızlar günü, Çinli öğrencilerin başlatmış olduğu bir akım olup, 1990'lı yıllardan günümüze kadar gelmiştir.Kendilerini fark ettirmek için hoşlandıkları kişilere hediyeler gönderiyorlar.Eski kayıtlara göre yalnızlar gününde en az 1 milyar euroluk alış veriş yapıp sevdikleri insanlara göndermişler.Çin nüfusuna göre bu rakam o kadarda büyük değil.Benim anlamadığım zaten hepsi birbirine benziyor yoldan çevir birini devam et neden kasıyorsun bu kadar.

Bak bizde genelde '' boş ver knka '' diyen arkadaş tesellisiyle geçiyor.Hatta eminim ki bu günden haberi olmayan binlerce yalnız var.Bende geçen senelerde Twitter'da denk gelmiştim.Bu günde farklı bir şey yapacak mıyım '' Hayır '' platonik sevdiğime yazacak mıyım '' Hayır '' herhangi bir aday var mı '' Hayır '' bak ben kendime 3 hayırla mutlu yalnızlıklar diledim yine.

Aslında bu günün potansiyeli var bir yerde.Yeni bitmiş ilişkilerde falan.İlişkisini siktiret olum sevgililer günü var yalnızlar günü neden olmasın.Biz insan değil miyiz? Bizde sevdik zamanında.Hem de kaç zaman sevdik.Ben en az 5 kere sevmişimdir.Sonra yine zamanla geçer şeysi oluyor.En sonunda da zamanınında gidenin de gelenin de gelecek olanın da diyerek Yıldız Tilbe, Müslüm Gürses eşliğinde yakıyoruz geceleri.

Üst paragrafa çok güzel başlayıp sonunda geceleri yakmışım ya.Yıldız ablamız Kafam Hafif Dumanlı'yı söylüyor tam yazarken giriş yaptı ondan öyle oldu galiba.( Gülücük )Ne diyorduk, yalnızlar gününde yapılması gerekenler,

1. Hiçbir sosyal aktiviteye katılıp kendini kandırmıyorsun.
2. Uyuya biliyorsan tüm gün uyuyup ölü taklidi yapıyorsun.
3. Sevgililerden uzak duruyorsun.Onlar mutlu karışma onlara.
4. Ya dün neyse bugünde aynı işte takıl kafana göre.

Şunu da unutma: Tanrı herkesi birbiri için yaratmış ama kim kimin için belli değil.Elbet bir gün bizde mutlu olacağız.Sen bak keyfine, senin hayatında senin mutluluğundan daha değerli hiçbir şey yok.Evet gazı da verdiğimize göre git şimdi atomu falan parçala yalnızlıktan kafayı yiyeceğiz yoksa.Lanet olsun ..

5 Kasım 2016

Natürizm - Çıplak Yaşama İsteği


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Az önce Twitter'da bir tweet dikkatimi çekti.'' Paris'te halk tamamen çıplak takılabilmek için dayanışma içerisinde.Benim hatun yürürken gözlerimi kapatmamı istiyor.'' tamam ilk okuduğumda bana da biraz tuhaf geldi.Sonra hızlıca Paris için uçak bileti sorgulaması yaptım.Şaka bir yana kısa bir araştırmanın sonuncunda harbiden de gerçeklik payı varmış.

Natürizm, yani çıplak yaşama istediği, Paris'lilerin arasında oldukça yaygın.Lakin halka açık yerlerde çıplak gezmenin cezası 15.000 Euro veya 2 yıla kadar uzanan hapis cezası olduğundan bu zevklerini diledikleri gibi yaşayamıyorlar.



Çözüm olarak bir yüzme havuzunu haftanın 2 günü çıplaklar için ayırsalar da fazla doluluk olması sebebiyle yeterli gelmemeye başlamış.En az 200 kişinin geldiği bir çıplak havuzundan bahsediyoruz.Belki farklılık olsun diyerek denenebilir ama ya ayağın kayar da birisinin üzerine düşersen.İşte o zaman en unutulmaz tatillerden biri olacağı kesin.

Paris'lilerin artan talepleri doğrultusunda konu belediye meclisine gitti.Mecliste oylamanın sonucunda tamamen çıplak takılabilecekleri bir alan için işlemler başlatıldı.Belediye Başkan yardımcısı Bruno Julliard'ın açıklamasına göre, bu özel bölgenin önümüzdeki yaza hazır olması bekleniyor.Alan büyük olasılıkla şehir dışında ve göl kenarında kurulacak.



Paris'liler sadece suda çıplak yüzmek istemiyor, aynı zamanda rahatça çıplak dolaşıp vakit geçirecekleri bir alan istiyor.Artan talep ve olaya at gözlüğüyle bakmayan meclis sonucunda da amaçlarına 2017'nin yazında ulaşacaklar.

Bence taktir edilesi ...


2 Kasım 2016

Lucifer Yabancı Diziden Gerçek Hayata


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Severek izlediğim yabancı dizilerden bir tanesi olan Lucifer'i konu almak istedim bu sefer.Son bölüm gerçekten beni etkiledi.Lucifer'in üzüntüsü olsun Maze gibi bir kadının sevimli Trixie'nin yanındayken gösterdiği duyarlı halleri olsun şu ana kadar izlediğimiz, yabancı dizinin karakterlerini hiç görmediğimiz yönlerini son bölüm de gördük.

Diziyi takip etmeyenler için kısa bir özet geçmek istiyorum.Bir önceki bölümde diziye kısa süreliğine dahil olan Urial ( Küçük Kardeş ) annesinin tekrar ait olduğu yere ( Cehenneme ) dönmesini istedi.Bunu yapmadıkları taktirde Lucifer'i Chloe ile tehtit etti.Daha önceki bölümlerde Lucifer babasıyla ( Tanrı ), ölümden dönen Chloe'nin hayatını devam ettirmesi karşılığında bir anlaşma yapmıştı.Urial gelecekle ilgili yanılsamalar görebildiği için zamanın akışını küçük olaylar yaratarak değiştirebiliyor olması da Chloe adına gerçek bir tehtit oluşturuyordu.Lucifer ise ne annesinin cehenneme dönmesini nede Chloe'nin başına bir şey gelmesini istemiyordu.Cehennemin sahibi Lucifer, annesinin cezasının Dünya'da devam edeceğini söylemişti bir kere.Urial'i geldiği yere göndermesi için en büyük melekten yardım istese de işler yolunda gitmedi.Chloe'nin hayatının iyice tehlikeye girdiğini fark eden Lucifer küçük kardeşi Urial'i öldürdü.

Lucifer: isyankar oğul, cezalandırıcı, devil ve evil ( Şeytan ), zevk düşkünü, monster ( Canavar ) vb.
Olmasına rağmen hiç insan öldürmemiş birisiydi.Babasının istediği gibi tek görevi hak eden insanları cezalandırıyor ve Dünya üzerindeki adeleti sağlıyordu.Ne kadar babasına karşı isyankar davranışlar sergilese de.Uriel'i öldürdükten sonra '' Ne yaptım ben? '' diyerek annesine sarılması beni ve yorumlardan gördüğüm kadarıyla izleyenleri bayağı etkiledi.



Şeytan ilk defa birini öldürdü ve bu küçük kardeşi oldu.Üzüldü, herkesi cezalandırdığı gibi cezalandırılmak istedi.Sonrasında bir insanı öldürmek için bir mekanda bulunan katilin önüne geçerek onu vurması için bağırdı.Bak bunu şeytan yapıyor.O kötülerin kötüsü din adamlarının korkutarak bahsettiği cehennemin bekçisi insan oğlunun önünde boyun eğip cezalandırılmak istiyor.

Son bölümde dikkatimi çeken bir diğer olay ise baş meleğin yani Tanrının en güvendiği oğlunun söyledi şu sözler oldu:'' Babam madem bunların olacağını, küçük kardeşimin öleceğini gördü neden engel olmadı.Neden ortalarda yok. '' diyerek tıpkı Lucifer gibi isyan etti.

Ne kadar yabancı bir dizide olsa günlük hayatımızda her gün insanlar hiç uğruna öldürülüyor.Asırlardır süren savaşların çoğu müslüman ülkelerde devam ediyor.Din ile o kadar güzel oynuyorlar ki insanların düşünmesine fırsat vermeden beyinlerini yıkıyorlar.Sonrasında üzerlerine C4 bomba koyup '' Cennette 70 melek seni bekliyor '' deyip adamları ve yanında yüzlerce masum insanı öldürüyorlar.

Benim ve sizlerin Tanrının gözünde bir suriyeli çocuk ile aynı değere sahip olduğumuzu düşünecek olursak, biz sıcak odamızda rahat bir şekilde takılırken oradaki günahsız çocukların öldürülmesine neden izin veriyor ? Oradaki çocukların, Dünya üzerindeki günahsız çocukların ve masum insanların kaderi hayatlarını tam anlamıyla yaşamadan ölmek mi ? Kaderleri bu kadar acımasızca mı olacak tabii kesin cennete gidiyor orada sıkıntın yok.Sen hayatından hiç bir bok anlama savaş içindesin ama korkmana gerek yok kazara ölürsen cennet garanti.

- Boşversene, Lucifer boş yere isyan etmiyor.






1 Kasım 2016

En Güzel Duygular


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Tanıdık bir ortamda oturmuş kendi halinde takılıyorsun.Sanki birinin gözleri senin üzerinde.Sandığın kişi mi ? Acaba şu an bana bakıyor mu ? Bu garip hisle kafanı kaldırıyor ilk farklı bir yöne baktıktan sonra yavaş bir hareketle ona doğru bakıyorsun.Bir kaç saniye sonra yüzündeki tebessümle kimseyi uyandırmadan önüne dönüyorsun.

Yaşadığımız en güzel duygular bir tanesi bu bence.Bu olayın bir adı yok, tarifi hiç yok.Arkadaşlarına anlatmaya kalktığında o an aklına gelir ve yine yüzün tebessüm ile dolar.Aşkın başlangıcı olabilir mi ? Yoksa sevgi mi ? Midemde uçuşan kelebekler ne diyor bu duruma ? Karşılıklı hissedilen bu garip duyguların bir adı olması için biraz cesaret gerekiyor.Ya da cesareti bir kenara bırakıp anı yaşayarak bu güzel duyguları uzatmalı mıyız acaba.

Hiç konuşmadan yan yana oturup diğer arkadaşlarınla konuşup ona hiç bakamamak, bir yere gittiğinde gözlerinin onu araması, ona hem yakın olmak istemek hemde çok yaklaşmaktan kaçınmak, baktığında fark etmemesi küçük tatlı acılar olabilir.Lakin seni gördüğü gibi o yüzünün aldığı tatlı hal her şeye değer, değil mi ? Bence duyguların en saf en güzel hali, adının ileri de aşka dönüşebileceği durumun başladığı kısım.

- Sadece ikimizin kullandığı bir dil ile konuşmadan duygularımızı paylaşmak gibi.





31 Ekim 2016

Olmayacak Bir Hayal


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz. 


   Youtube'da otomatik ilerleyen şarkılarla uyumayı planladığım klasik gecelerden biri olması gerekiyordu bu gecenin.Dün gece gördüğüm rüyanın etkisinde mi kaldım bilemiyorum.Aslında erken uyumak için Tofranil içer 1 saat geçer geçmez uyurdum.İlacı kullandığım süre boyunca gördüğüm rüyalarıda hiç hatırlamadım açıkçası.Yan etkilerinden biri olmalı.

Uzun süre önce senden umudumu kesmişte olsam, hiç sosyal medya hesaplarına bakmasam da, bilgisayarımda depo olarak kullandığım D diskindeki 136 tane fotoğrafına bakmasam da, dün gece rüyamda herkesin ortasında " yeter ki affet ayaklarına bile kapanırım." dediğimi hatırlıyorum.Herkesin gözleri üzerimde, yürüyen merdivenden sürekli çıkan insanların tuhaf bakışları altında ezildikçe eziliyordum.Sen susuyordun ve sen susup benden gözlerini kaçırdıkça içimdeki suçluluk duygusu o kadar harmanlanıyordu ki nefes alış verişimi hızlandırıyordu.Yeşil gözlerini bu kadar yakından görmeyeli çok uzun zaman olmuştu.Eskisi gibi gözlerimin içine bakıp gülümsemeni istiyordum.Hiç bakmak istemiyor gibiydin yarım saat içerisinde uçağın kalkacakta ben engel oluyor gibiydim.Yanımdaki kalabalığı aşmıştım sadece karşında güçlükle durmaya çalışıyor senden umut verici herhangi bir şey bekliyordum.

Ah ellerin, ellerinin yarısı yine montunun içinde parmak uçların gözüküyordu sadece.Karşında resmen Inception yaşadım.Rüyamın içerisinde minik ellerini öptüğüm sinema salonundaki halimiz geldi aklıma.O kadar güzel sarılıyorduk ki birbirimize tekrar karşındayken sıcaklığını hissetmek istedim.Sonra bir an kırmızı dudaklarına takıldı gözlerim ne kadar çimen yeşili gözlerini kaçırsan da benden onları gizleyemezdin.Dudakların, senin o tatlı yenilesi halini bir kenara bıraktırıyor tüm çekiciliğiyle beni çağırıyor gibiydi.Tekrar öpmek istedim.Seni tekrar geri istiyordum.Seni öyle geri istiyordum ki " affetim " kelimesinin karşısında hayatımın tüm taşları oturacak kaybettiğim huzurumu, mutluluğumu almış olacaktım.Belkide rüyasında en mutlu olan adam bile olabilirdim.Sonra öyle bir sarılırdım ki sana boynundaki eşi benzeri olmayan kokun yatıştırırdı nefes alışverişimi.

Biliyor musun benim rüyamdasın ve sen hiç gülümsemedin.Değil gözlerimin içine yüzüme bile bakmıyordun.Karşında güçlükle dururken hiç destek olup dik durmamı sağlamadın.Ne ellerini, ne dudaklarını nede sıcaklığını hissedebildim.Beni öyle bir unutmuşsun ki söylediklerimin hiç birini dinlemedin.Kısacık bir zaman diliminde benim yaşadıklarımın yanında sen sadece ineceğin yürüyen merdivenlere bakıyordun.Dayanacak gücüm kalmamıştı.Daha fazla durduramazdım seni.Derin bir nefes aldıktan sonra kafamı gideceğin yönün tersine çevirip " tamam " dediğimi hatırlıyorum.Hızlı adımlarla birkaç saniye içerisinde kayboldun bizi izleyen gözlerin arasından.

Ardından uyandım tabi sırılsıklam olmuşum.Saat 4 buçuk civarı yüzüm duvara dönük yastığı o kadar çok sıkıyorum ki hala gitmene izin vermeyecek gibi.

Daha öncesinde söylemiştin bana " Sen beni yine terk edeceksin ve çok pişman olacaksın.İkinci defa ben sana döndüm ama bir daha dönmeyeceğim. " hatta falında da gördüğünü eklemiştin.Fallara inanmayan ben artık konusu açıldığında sessiz kalmayı tercih ediyorum.Pişmanlığım seni terk ettiğim günden bu güne 2 yıldan fazla oldu.Senden sonra devam etmeye çalıştım da öyle umduğum gibi devam etmedi.Başkası unutturur kavramında, her gelenin saçının teline bile değişmeyeceğimi anladım.

Senden vazgeçtiğim günden sonra hayatımın bu kadar değişeceğini bilemedim.




30 Ekim 2016

En iyi 10 Yabancı Dizi Önerisi


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Yabancı dizi fanatiği olarak 60'dan fazla dizi izledim ve bir çoğunu izlemeye devam ediyorum.Günümüzde gün geçtikçe izleyici kitlesini katlayan dünya çapında isim yapmış ve tartışmalara konu olmuş birçok dizi bulunmakta.Şu sıralar Game of Thrones ve The Walking Dead büyük ilgi ile takip ediliyor.

Sevdiğim dizileri önümüzdeki günlerde tek tek tanıtacak olsam da başlangıç olarak bir ilk 10 yapmak istedim.Açıkçası daha önce yapmadığım için sanırım sıralama yaparken kararsız kalacağım durumlar olacak.

1. Lucifer


Şaşıranlarınız olabilir ama bayılarak izlediğim ve kesinlikle ilk sıraya başka bir yabancı diziye yer veremeyeceğim bir yapım.Tom Ellis'in canlandırdığı Cehennemin çocuğu Lucifer'i gün geçtikçe daha çok seveceksiniz ve Lauren German'ın canlandırdığı Chloe Decker'ın tatlı hallerine de aşık olacaksınız.

Not: Hatun eski sevgilime çok benziyor özel ilgim olabilir bu yüzden ilk sıra eleştiriye kapalı :)

2. Game of Thrones 


Bu diziyi ilk defa görüyorsanız kesinlikle yabancı dizilere yeni merak sardınız.Game of Thrones Dünya çapında bir izleyici kitlesine sahip.Diziyi izlemeye başladıktan kısa bir süre sonra tarafınızı seçmiş kendinizi kaptırmış olacaksınız.7. sezonu yakında yayınlanmaya başlayacak olan bu diziyi kesinlikle es geçmeyin.

3. The Walking Dead


Spoiler vermemek adına ilk sezonlarına ait olan bu resmi yükledim.Hikaye, çoğunlukla ana karakter Rick Grimes'ın grubunun zombilere ve diğer tehlikeli insanlara karşı zorlu şartlarda ölüm kalım mücadelesi vermelerini ele alıyor.Dizi genel olarak dram içerse de aksiyon sahneleri bir hayli fazla.

4. Spartacus


Efsaneler efsanesi Trakyalı Spartacus.Dizi tarihsel bir karakter olan Trakyalı asker Spartacus'ün köle olmasını ve bir gladyatöre dönüşmesini anlatmaktadır.Ben diziyi 3 defa bitiren biri olarak her izlediğimde aynı zevki aldım.

5. Fringe


Bazı bölümleri kesinlikle beyin yakan tarzda bir bilim kurgu dizisidir.Günümüzün Einstain'ı Walter Bishop, asi oğlu Peter Bishop ve FBI ajanı Olivia Dunham ile birlikte bir dizi inanılmaz olayları 
çözmeye çalışacaklar.Diziyi bitirdikten sonra garip düşüncelere kapılabilirsiniz.

6. Vikings


Savaş Tanrısı Odin'in soyundan gelen Ragnar Lothbrok'un Viking kabilelerinin liderliğine doğru yükseliş sürecine odaklandığı efsanevi bir yapımdır.Yeni sezonunu sabırsızlıkla beklediğim hatta bir ara böyle güzel dizi bulamadığım için baştan izlediğim dizidir.

7. Banshee


Lucas Hood'un hırsızlıktan Banshee kasabasında devam eden şerifliğine uzanan bir yapımdır.Dizinin her bölümünü hiç şüphesiz film tadında izleyeceksiniz.

8. Heroes


Efsanevi güçlere sahip olan kahramanlarımız yeni gelişen özel güçlerinin hayatlarına etkisiyle baş etmeye, bu güçlerin kaynağını ve sebebini öğrenmeye çalışırken, onları teker teker bir araya getirecek büyük resim de aydınlanacak.Bilim kurgu sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir yapım.

9. Sons of Anarchy


Motorsiklet Kulünü MC, Kaliforniya'nın küçük kasabasında kuralsız yaşantılarını sürdürmeye devam ettirirken bir taraftan da kasabasında ki uyuşturucu satıcılarına ve federallere karşı direnç gösterdiği güzel bir yapımdır.Diziyi izlerken yanlışlıkla gidip motorsiklet almayın :D

10. Narcos


Pablo Escobar adamdır diyerek giriş yapmak istiyorum.Kolombia'nın gelmiş geçmiş en büyük uyuşturucu kartelini yöneten adam.Kızı üşümesin diye evindeki paraları yakan adam gibi adam.Fazla söze gerek yok.Bu adamın yaptıklarına inanamayacaksınız.

Kendini Bilmek Önemli


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.   



  Düzenli olarak yazmaya karar vermeden önce izlediklerimden, okuduklarımdan ve arkadaş ortamında konuşulanlardan yola çıkarak " şunu da yazmalıyım " adı altında bir sürü konu bulurdum kendime.Düzenli olarak yazmak, işin ciddileştiği ama benim işi şu anlık ele alamadım nokta.Daha önceki deneme yazılarımda aşk adına yazdığım 20'den fazla konu olmasına rağmen.

Karmaşık ilişkilerimden, söylemek isteyip de söyleyemediklerimden oluşan yazılar.Başlangıç noktaları oldukları için onları silemiyorum.Bir anda oluşan bir heves de değil bu yazma isteği.Kişilere özel yazdığım yazılardan sonra beğenilmesiyle birlikte hoşuma giden bir durum.Zamanla da içimde oluşmuş yazmaya aç bir kişilik özelliği.

Bunu ve bunun gibi yazılarımı kim okuyacak gibi de bir kaygım hiç olacağını sanmıyorum.O kadar konuşkan biri değilim fakat ben konuşmaya başladığımda oyları genelde kendi tarafıma toplarım.Bunun en başlı sebeplerinden biri de tartışılan veya konuşulan konuyu her bireyin fikrini dinledikten sonra konuya dahil olmamdan kaynaklanıyor.İyi bir dinleyiciysen kişilerin bütün eksi ve artılarını görebilir söylediklerinle onları gayet rahat bir şekilde yönlendirebilirsin.

Bir konu hakkında konuşurken dahi o konuya ne kadar hakimsen o kadar dinlenir ve karşındakini duruma göre söylediklerinle ikna edebilirsin.Eğer söylediklerinde kesinlik söz konusu değilse karşındakinin seni " hııı sonra " gibi kelimeler ile geçiştirip dinliyormuş havasında sıkılmasına sebep olacaksın.Yazmakta buna benziyor bir yerde.Ne kadar belli başlı yazma teknikleri olsa da senin yazdıklarına hakim olman gerekiyor.Bunun içinde yazmaya başlamadan önce yazacağın konu hakkında araştırma yapmak çok önemli rol oynuyor.Gerek bilim gerek bilim kurgu olaylara ilgi duyduğumdan sık sık aklıma takılan soruların cevaplarını uzun araştırmalarla bulmaya çalışırım.
Buda bir yerde yazacağım makaleler hakkında artı kazandırıyor bana.Sonuçta ne iş yaparsak yapalım zevk almamız gerekli.

Saat Kaç ?


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.     


Sabah bir uyandık herkes aynı şeyi konuşuyor.Saat şu anda kaç? Dijital otomatik ayarlı saatlerimiz 1 saat geri alınmış.Yani cep telefonları ve bilgisayarlarımız sayesinde bu pazar sabahına 1 saat daha erken başlamış olduk.

Geçmiş yıllarda kış saati uygulamasıyla 30 Ekim saat gece 04:00 civarında saatlerimizi 1 saat geriye almamız gerekiyordu.2016/8589 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile birlikte bu yıl kış saati uygulaması kaldırıldı.

Güneş ışığından 1 saat daha fazla yararlanmamızı sağlayan bu uygulamanın kaldırılmasıyla birlikte saatlerimiz Dünya saatleri gibi normal akışında zamanı göstermeye devam edecek.Bu uygulamanın kaldırılması iyi mi yoksa kötü mü oldu tartışılır ama normal seyrinde giden bir düzeni bozduğu kesin.Whatsapp gruplarım da gördüğüm kadarı ile 1 saat geri alınmış saatler ile yola çıkan arkadaşlarımın buluşmalarında karışıklıklar olmuş durumda.

Benim düşüncem bu uygulamanın kaldırılması gayet gerekli bir karar olmuş.Şuan ki hayatımızda düzenin bozulduğu an karışıklar anında gerçekleşmeye başlıyor.Yılda 2 defaya mahsus olsa bile ...

Bilgisayar ve Cep Telefonları 1 Saat İleri Alınmış Durumda

      Ne kadar iletişim operatörleri şebeke ve baz istasyonlarındaki saati güncel tutsada işletim sistemlerinin ve cihaz üreticilerinin bir daha karışıklık olmaması için güncelleme yapması gerekiyor.Aşağı yukarı 50 milyona yakın mobil cihazın bu pazar sabahı otomatik olarak 1 saat geri alındığını düşünecek olursak bu güncellemeyi hemen yapmaları gerekiyor.

Ve buradan tüm Dünya'nın doğru saatlerini öğrenebilirsiniz.
www.saatkac.com

25 Ekim 2016

Homework - Impact


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.


There are lots of things that imact my lives.My parents sometimes impact my life now.When I was a child they always impacted me But now They impact 20 percent Because I dont need them anymore I grew up and I am young man.I give my own decisions.Still My parents I love them.

My friends also impact my life.We hang out every weekend and we always talk on whatsapp.I have lots of friends group.Theese are hight school friends, primary school friends, card games friends, girl friends, back row team, stajyer group and otherwise I have bulgarian and childhood friends.Now I have one more group.That Group is arel friends.So My friends impact 30 percent my life.

Sosyal medya always impact my life.I dont watch tv but I always use computer.I  watched more than sixty foreing series.I share somethings on twitter.I follow famous people.I sometimes play game with my back row team and high school friends. so sosyal medya 30 percent my life.

I usually travel every summer, bulgaria.I went to with my friends all the city's Bulgaria.I meet different people.I usually meet in bar.Girls are very polite in there not like here.These experiences also impact 20 percent my life.

25 Eylül 2016

Güldük Eğlendik


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.


Güzeldi ya yüzünü gördüm sarıldım öptüm falan sonra gece saatlarce konustuk güldük eğlendik herzaman ki gibi güzel vakit geçirdik.Senin için ne ifade ediyorum bilmiyorum ama benim için hani elmas bulmuşsunda fiyat biçemiyorsun sonra kendine saklıyorsun gibiydin.

Aslında yıllarca " biz neyiz " ergen sorusunun yanıtını aradık.Bana göre sen hoşlanmaya başladığımda geri adım atmaya başladığımsın.Zaten ne zaman " Artık ne olursa olsun " dediğimde de gidecek bir yerler buldun kendine.Sanırım doğru zamanı bulamadık.Eğer bu kaderse de bize ayrılmış bir gelecek hiç var olmamış.

Seninle daha ileriye gitmemiz için bir açık kapı bırakmak istedim.Hani yıllardır her şey iyi hoş gülüyoruz eğleniyoruzda bir yerle eksik bir şeyler vardı.Konuşurken mutlusun her şeyi bir kenara bırakıyorsun sadece gülmek için konuşuyorsun hakkınıda veriyorduk ama bir noktadan sonra içimden bir ses " daha ne bekliyorsun " diyordu.Resmi tamamlamak istedim.
Sevgili olmamız için gelecekte bir güne kadar vaktim olsaydı hoşlandığım biriyle, o gün gelene kadar sevmek için sebep arardım.Eğer sevmiceksemde düzeni bozmaz gülmek için koşardım yanına.Biliyorum ki aramızda geçen yıllar tek kalemde silip atılacak şeyler değil.En azından güzel anılarla kalmasını isterdim.

Yerli yersiz güvenimi kırıp bir anda gitsende, gitmelerine bir şey demedim.Her geldiğinde tekrar gideceğini bile bile düzeni bozmadan devam ettim.Bu nereye kadar devam edecekti ? Zafere giden yolda dinlenme istasyonu muyum ben ? Ya sen tekrar birini sevecektin yada ben o bir günü getirecektim.Sen direk her şeyi çöpe attın. Buda yolun sonuydu.

M: Sevgili olmamız için ileride bir güne kadar vaktin var o günden sonra aynı olamayız.
G: O günden sonra aynı olamıcaksak burda bitsin.
M: Bitsin.


7 Temmuz 2016

Güneş Doğdu


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.



Konuya nerden başlıcamı bilmiyorum.Aslında konu yok.Düşünceler var biraz.Aslında baya bir var.Az önce fark ettim.En son The White Buffalo dinliyordum.Dinlediğim şarkının üzerinden 4 şarkı geçmiş.Öyle bir duvara kitleniş öyle bir düşünce yoğunluğu yani.Bu hallerimi sevmiyorum.

Aslında bu sayfayı doldurmak yerinde gidip uyusam iyi olucak.Ama yazasım var.Biraz olsun rahatlatıyor bir yerde.Rahatlıcak ne varsa amk.Sanki dünden farklı.Sanki bugünde 10 dan fazla bakmadım profillerine.Ara sıra unutum yoluma baksam da bazen öyle bir takılıyorum ki.. Ne yazmış ne yapmış sanki post atmasını bekler gibi takipteyim.Anasını siktimin sosyal medyası.

Olum benim gibi sevmeyin valla bak.Ayrıldıktan sonra birini iki kat daha fazla sevmeyin.Bilerek ayrılmayın.Seviyorsanız o sizden ayrılana kadar bekleyin.Ottan boktan kafanızdaki sikik düşüncelere kapılıp sevdiğiniz birini bırakmayın.Bırakırsanız da gelin beni bulun bira içelim amk.Yalnızlık güzel ama dünyada bu kadar insan olmasına rağmen yanınızda bu kadar kişinin olmasına rağmen sadece onun olmayışı çok koyuyor.


Unuturum demekleme olmuyor.Durduk yere fotoğrafına bakıp gülümsetiyor seni.Hadi bak binlerce fotoğrafa aynı duyguyu yaşatacak mı sana ? Yanından bile geçmez.Yazdıklarından bin bir anlam cıkartıyorsun.Acaba kimi düşünerek yazdı kime yazdı kiminle konuşuyor ulan bu orospu çocuğu nerden çıktı diyorsun kendi kendine.


Bir şarkı çalıyor içinden geçenlerin hepsini söyle ve sonra olmayacağını bir daha sana sarılmayacağını bir daha seni sevmeyeceğini öpmeyeceğini kokusunu hissedemeyeciği bir kerede ondan duy bitir kafanda diyor.Güzel diyor da oda gelmez bize.Olacak olsaydı şuan yanında olurdu zaten.En azından özlediğini hissederdin diyorsun ve yazmaktan kaçıyorsun.Kısaca o işte yatıyor bir yerde.


Peki ne olacak amk.Hep böyle devam mı ? Sabah öğlen akşam takipte kalıcaz evlenip çocuklarını nasıl büyüttüğünü mü izyeceğim.Bu aşk olayları çok boktan olum.Sevginin bu hali hele bom bok bir durum.Normal biri ayrıldığı birini unutur.Bende unuturDUM.Özgürlüğü seven kısıtlanmaya gelenmeyen biri olarak yalnızlık hoşuma gider ama geldiğimiz son noktaya bak.Hayat altın vuruşunu yaptı resmen.


Birini unutmanın birini hayatından çıkarmanın bu kadar uzun süreceğini hiç düşünmemiştim.Benim gibi biri için tek hata yeter birini silmeye.Hiç bir hatası olmayan biri olmasına rağmen o video kaydından sonra silmem lazımdı.Kafamdan siktiri çekmem lazımdı.Gel gör ki bunun birlikte 7. paragraftayız.


Son durum şu ki seni çok özlesem de güneş doğdu gecenin sonuna geldik.

26 Haziran 2016

Son Ayrılık


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.


Geçmişe bakmak ne acı.Fotoğraflar, hatta bana yazılmış bir kaç sayfa yazı.Güzel sevilmişim diyorum kendi kendime.Sonra bugüne dönüyorum aradan neredeyse 2 sene geçmiş.Ne gelen var nede giden.Hani hızlıydık hani bize hatun çoktu demek ki öyle olmuyormuş.O son ayrılığı yapmayacaktık.

Hayır daha fazla bir şeyde yazamıyorum.Bu yayınlık bu kadar.

Rutin


Artık yeni bloğumda yazıyorum.Bu www.mesuthocaoglu.com linkten takip edebilirsiniz.



Bugün ne yaptı ? Kiminleydi ? Mutlu mu ? Her hangi bir paylaşım yaptı mı ? Acaba o çocuğu seviyor mu ? Kimi düşünüyor ? Kimi düşlüyor ? Aklına geliyor muyum ? ... Rutin olarak her gün kendimize sorduğumuz sorular.Her hangi birine cevap bulamadığımız da içte oluşan o küçük burukluk da extra.

Peki ya cevaplar tatmin edici oluyor mu ? " Bugün sevdiğin kız Ali'yle Bakırköy sahile gitti.Arkadaşları da bu mutlu anlarını ölümsüzleştirmek adına el ele fotoğraflarını çekti ve sosyal medyada paylaştı. " Bugünlük bütün cevapları aldık.Bütün cevapları aldığımıza göre mutlu olmamız gerekiyor.Olmuyor değil mi ?

Her ne kadar yüzümüzü gülümsetmesede onun adına gayet güzel bir tablo.Tuhaf bir durum aslında.İçindeki duygu karmaşasına cevap bulamıyorsun.Mutlu olduğu için sevinmeli mi ? Elini başka biri tuttuğu için üzülmeli mi ? İkisinden de biraz .. Her gün yorgun argın eve geldiğimizde bu tabloya baktığımızı düşünürsek zamanla değeri de artıyor.

Kolay yoldan onu ve kendini suçlayabilirsin.Zaten seni senden başkada dinleyecek yok etrafında.Tek başına sabahın ilk ayazına kadar söv herkese bütün ilişkiyi dök masaya.Hayata sitem et, arada bir kendini avut, ardı ardına sigaranı yak, en ağır gelecek şarkıyı aç, onu düşün demiyorum.Onu düşünmediğin bir kaç saniye olursa kafanı camdan çıkar nefes al.Uyku bastırdığında masayı toplamaya gücün kalsın.

Zor yolu cesaret ister.Tek başına ölüme koşabilirsin belki düşünmezsin sonrasını ama onun karşısına çıktığında konuşacaklarını önceden yüzlerce kez düşünürsün.Sonra senin hakkında söyledikleri, söylerken o küçümseyen yüz ifadesi gelir aklına.Uzun uzun susarsın.

11.05.2016

Madalyonun diğer yüzü gibi.Bazı insanlar yanındaki insanlara göre rengini değiştirir.Ortama ayak uydurabilmek veya birini elde edebilmek için onun ruh haline göre hareket eder.Bana göre bir insan zamanla değişmez.Zamanla oluşan kişisel kabullenme durumunu ayırırsak değiştiğini sandığın insanın aslında daha önce görmediğin yanlarını fark ediyorsundur.

Fark edince o orjinalliği gidiyor ya ..

26.06.2016